Bizim
genlerimiz de bu duygu var. Askere ve askerlikle ilgili her terime
karşı özel hassasiyetlerimiz vardır. Son günlerde askerlerimizin
yaptığı kara harekâtını yakından takip ediyoruz. Bir tarafta askere
giden gençlerin mesajları öbür tarafta cephede kazanılan zaferler.
Sanırım bu savaşlar bitmeyecek. Herhalde bitmesini istemeyenler de
az değildir.
Türk askeri terörün kökünü kazımak
için Kuzey Irak’ta canını ortaya koyarak savaşırken, evlatlarından
uzaklarda, yürekleri pır pır eden birileri var… Asker annelerinden
bahsediyorum. Kim bir asker annesinin, şu anda hissettiklerini
hissedebilir ki?
Sınır Ötesi operasyonda dördüncü günü
geride bıraktık. Mehmetçiğimiz, bölücü terörü bitirmek için sınırın
öbür tarafına geçtiğinden beri hepimizin yüreği kıpır kıpır ediyor.
Sanki her an acı bir haber alacakmış gibi, tedirginlikle bekliyoruz
oradan gelecek haberleri. Ve duyduğumuz şehit haberleri ile
başımızdan kaynar sular dökülüyor. Gencecik ana kuzuları bir bir can
veriyor vatan uğruna. Ben bu satırları yazarken, şehit sayımız 17
olmuştu. 17 gencecik vatan evladı. İşte o kahraman şehitlerimizden
birinin adı da İbrahim Doğan’dı. Kayseri Zincirdere Komando
Tugayı'ndan katılmıştı operasyona İbrahim. Binlerce ana kuzusundan
sadece biriydi. Hain terör onu da vurdu. İstanbul Kartal’da oturan
anne babasından yüzlerce kilometre uzakta, şehit olmuştu İbrahim
Doğan. Onun şehadet haberini vermek ise bir albay, askeri doktor ve
sağlıkçılara düşmüştü.
Doğan Ailesi’nin evlerinin kapısı gece
dörtte çaldı. Oğlunun şehadet haberini duyan acılı babanın
dizlerinin bağı çözüldü. Ayakta duramadı daha fazla ve yere yığıldı.
Babayı güçlükle kendine getiren Doğan Ailesi’nin yakınları, bekli de
en zor görevi yapacaklardı. Anneye oğlunun şehit olduğunu
söyleyeceklerdi…
Şehidin annesi evde yoktu. Ekmek
derdindeydi asker annesi. Marmara Üniversitesi Hastanesi’nde gece
temizlikçisi olarak çalışıyordu. Anneyi almaya komşuları gitti.
“Oğlun Şehit oldu” diyemediler tabi, bir yakınının rahatsızlandığını
söyleyip rahatlatmaya çalıştılar Suzan Hanım’ı. Evin önüne gelip
arabadan indiğinde ise pır pır eden kalbi sızlamaya başlamıştı Şehit
annesinin. Kaygılı gözlerle etrafına bakarken, evlerinin önünde
bekleyen üniformalı bir asker gördü.”Oğlum mu geldi, İbrahim’im mi
geldi” diyerek heyecan içinde boynuna sarıldı oğlu sandığı askerin.
Gerçeği ise kepini kaldırdığı askerin yüzünü görünce anladı şehit
annesi. Oğlu değildi gelen, biricik oğlu şehit olmuştu.
Yüreği göğsüne sığmayan binlerce asker
annesinden sadece biriydi Suzan Doğan. Ateş bir kere daha düştüğü
yeri yakmıştı. Yüreğini “sınır ötesinde” bırakan bütün Suzan
Annelerin ellerini saygı ile öpüyoruz.