Ayıp oluyor, ayıp

Garip bir ülkeyiz. 'Demokrasi düşmanlığı' ile suçlananlar demokrasiye bütünüyle sahip çıkıyorlar da, demokrasi sözcüğünü dillerinden düşürmeyenler demokrasinin getirdiği sonuçtan hiç mutlu değiller.

Geçen haftayı “Lütfen, lütfen aday olma” yakarışı eşliğinde Başbakan Tayyip Erdoğan'ın kararını etkileyeceği umulan yazılar okuyarak geçirdik. Abdullah Gül'ün partisi tarafından aday gösterilmesini engellemek için neler yazmadılar ki o bir hafta boyunca... Adaylık resmen kesinleşti, bu defa 'açık dilekçe' yazdıkları adres değişti: Asker...

Kimi doğrudan müdahale talep ediyor, kimi ise hayli dolambaçlı bir yol izliyor aynı sonucu doğurmak için... Çok satan bir gazetede çıkan “O benim 'cumhurbaşkanım' olmayacak” yazısı herhalde dünyada bir ilktir; üslupsuzluk, terbiye yoksunluğu ve haddini bilmezlik alanında... Aynı grubun uydu gazetelerinden birinde çıkan bir yazı ise istediğini doğrudan söyleyen cinsten: “Bu haftanın sonunda dananın kuyruğu kopacak. / Ya 'Yüzde 47 oya dayalı bir siyaset anlayışı hükmünü icra edecek” / Ya da 'laik Cumhuriyetin zinde güçlerinin dediği olacak!”

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Meğer 'askerle hesaplaşma' ve 'rövanşizm' sözcükleri arkasına sığınarak yaptıkları saldırılar bugünlere hazırlıkmış; askere dâvetiye çıkarma hazırlığı…

Abdullah Gül cumhurbaşkanı oluyor diye askerin müdahale etmesini istiyorlar. 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 dolaylarında da aynı taleplerle okurlarının karşısına çıkmışlardı. Bugün Türk basınında köşeleri tutmuş öyle tipler var ki, 1960'tan bugüne hep aynı çizgiyi sürdürüyorlar; keskin dönemeçler öncesinde yazdıkları yazılar 'Darbeler ve Türk Basını' türü isimler taşıyan araştırmalara malzeme teşkil ediyor.

Aynı isimler, aynı gerekçelerle, hemen hemen aynı gazetelerde her darbe öncesinde kışkırtıcı çığlıklar attılar...

27 Mayıs kadrosundan biri, yıllar sonra kaleme aldığı anılarında, “Biz gazete okuyarak etkilendik ve ihtilâl yapmaya karar verdik” itirafında bulunmuştu. Onun ismini de vererek darbe kışkırtıcılığı yaptığını bildirdiği gazete şimdi de benzer bir misyon üstlenmiş görünüyor.

Neden müdahale edecekmiş asker? Abdullah Gül cumhurbaşkanı olacak diye...

Demokrasi dışı yollardan mı geliyor Abdullah Gül o makama? Anayasada yazılı niteliklerden yoksun olduğu halde kendisini zorla mı seçtirmeye çalışıyor? Arkasında milletin, Meclis'in, partisinin desteği mi yok?

Bu soruların hepsinin tek bir cevabı var: Hayır. Abdullah Gül tamamen demokratik bir yoldan ilerliyor Çankaya'ya; anayasanın cumhurbaşkanı olacak kişide aradığı niteliklerden fazlasına sahip; milletin ve partisinin desteği onun yanında, Meclis'ten de beklediği ilgiyi görürse cumhurbaşkanı seçilecek... Önüne çıkartılan engeller yüzünden gidilen bir erken seçimde onun adaylığı da onaylanmış oldu; yapılan bütün kamuoyu araştırmaları, neredeyse her beş kişiden üçünün Gül'ün cumhurbaşkanı olmasını istediğini gösteriyor.

Yetmez mi?

Bazılarına yetmediği anlaşılıyor. Bir haftamızı aba altından sopa göstererek yazdıkları “Ne olur, aday olma” dilekçesiyle heba ettiler; adaylık kesinleştikten sonra da sopayı aba altından çıkardılar, üzerimize üzerimize sallayıp duruyorlar…

Korkularını “Düzen değişecek” diye ifade ediyorlar ya, acaba 'düzen' dedikleri vaktiyle köşebaşlarını tuttukları ve ha babam de babam hep aynı yazılarla okur karşısına çıkmalarını sağlayan medya düzeni olmasın? Ne hikmetse, demokrasinin kesintiye uğraması herkesi mağdur ederken medyadaki bazılarının meslekî ömrünü uzatıyor.

Türkiye onlara rağmen demokrasi yolunda ilerlemeye devam edecek.

                                                                                           Fehmi Koru

 

Yorum Ekle

 
 ARŞİV
 
 MART 07 NİSAN 07 MAYIS 07  1   2  3
 HAZİRAN 07

1

2

 TEMMUZ 07 1 2  AĞUSTOS 07 1 2  
 EYLÜL 07    
     

 

 

Karadeniz FM
BeOnAir Radio
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Trabzon'da Hava Durumu
 
Taşkıran Resmi Sitesi © Copyright - Tüm hakları saklıdır.