|

| |
|
Seçim Sonrası |
|
Herkesim
büyük ölçüde yanıldığı ve mevcut hükümetin büyük farkla kazandığı
genel seçimler sonrasında herkese görevler düşmektedir. Artık
herkesin kabul etmesi gereken bir çoğunluk hükümeti vardır. Artık
beklenen demokratik açılımlar sağlanmalıdır. Millet yetkiyi nasıl
kullanması gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Söz bitti icraat
dönemi başlamıştır.
Bu durum
da bazılarının milletten özür dilemesi gerektiğine inanıyorum.
Muhalefet partileri, sivil toplum örgütleri, bürokrasinin bazı
kesimleri ve özelliklede basın. Bu kadar dayatmalara rağmen millet
kendi bildiği doğruların istikametinde iradesini göstermiştir.
Tabi ki
sorunlar bitmiyor. Gene aşılması gereken engeller var. İlk aşamada
DTP milletvekillerinin tutumu ve Cumhurbaşkanlığının seçilmesi
konuları epeyce gündemde kalacak.
MHP`nin ve DTP`nin "Meclis`e gireriz!" kararı, Gül`ün
cumhurbaşkanlığının önüne dikilen anti-demokratik 367 engelini
ortadan kaldırınca, şimdi Gül karşıtı çevreler demokrasiye gölge
düşürür kimi iddialarda bulunmaya başladılar:
"Gül adaylıkta ısrar ederse darbe olabilir!" Bu karşıt cephenin
içinde yer alan kimileri ise Erdoğan ve AK Parti`ye yandaş gibi
görünerek akıl vermekten kaçınmıyorlar. Dedikleri özetle şu: "Askeri
cenahta derin bir sessizlik hüküm sürüyor. Gül tekrar aday
gösterilirse fırtına kopabilir. O yüzden Başbakan Erdoğan yeni bir
gerilime ve çatışmaya izin vermemek adına seçim gecesi yaptığı
uzlaşmacı konuşmanın mantığına sadık kalarak Gül dışında gene kendi
partisi içinde ama diğer partilerin de üzerinde uzlaşabileceği bir
isim arayışına girerek Türkiye`yi rahatlatmalı." Bu bağlamda birden
bire keşfettikleri Erdoğan`ın üstün liderlik yeteneğine ilişkin
övgülerin arkasındaki niyet de kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor:
Ne yapıp edip Gül`ü Çankaya`ya çıkartmamak! Bunun için Erdoğan ile
Gül`ü karşı karşıya getirmek!
Gül’e karşıtlığın mantığı yanlış
Şimdi doğru oturup doğru konuşalım...
1. Askerin e-muhtırası kime verildi? Tabii ki Başbakan Erdoğan`ın
şahsında AK Parti hükümetine. Nitekim hükümet sözcüsünün
açıklamasında da bu durum açıklıkla belirtildi. Demek ki e-muhtıra`nın
birincil muhatabı Gül değildir.
2. Gül`ün adaylıkta ısrarını eleştirenler nedense Gül`ün aday
olmaması konusunda ciddi bir ısrarın sahibi olarak görünüyorlar.
Peki, bu bir çelişki değil midir? Gül`e karşıtlık noktasında bu
kadar ısrar niye?
3. "Asker müdahale edebilir!" gerekçesinin arkasına saklanmak nasıl
bir demokratlıktır diye sormazlar mı bu durumda? Demokratlık, asıl
demokrasiye sahip çıkma noktasında ilkeli ve tutarlı bir ısrara
sahip olmak demek değil midir? Orduyu siyasetin aktörü veya
belirleyici bir tarafı olarak görmek nasıl bir demokratlıktır,
anlamak mümkün değil doğrusu!
4. Gül`ün cumhurbaşkanlığının orduyu rahatsız edeceğine ilişkin
hüküm, belli ki "başörtü sembolü" üzerinden yürütülüyor. O zaman Gül
olmasın diyenler aynı zamanda AK Parti içinde Gül gibi eşi başörtülü
olan hiç kimse olmasın demeye getiriyorlar. İlla da ve ısrarla eşi
başı açık bir AK Partili olsun önermesinde bulunmak, anayasamızda
öngörülen eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelen ideolojik bir
ayrımcılık değil midir? Erdoğan`a bunu salık veren malum çevreler
nedense Erdoğan`ın eşinin de başı örtülü olduğunu unutuyorlar. Bu
ülkede eşi başörtülü bir başbakanımız olabilir, ama cumhurbaşkanımız
asla olamaz demek, ayrımcılığın da ötesinde çelişkinin dik alası
değil de nedir?
5. "Sorun başörtü değil, Gül`ün dışında gene eşi başörtülü biri
olabilir!" demek, AK Parti`nin hiç de gündeminde yokken başörtüsünü
sembol haline getirip bunun üzerinden bir maraza çıkartma yaklaşımı
değil midir? "Gül`ün geçmişte söylediği bazı sözler var ki yenilir
yutulur değil!" diyenler, nedense övüp durdukları Başbakan Erdoğan`ın
geçmişte söylediklerini unutur görünüyorlar. Bu da taktiksel olduğu
besbelli olan bir vuruş tarzı. Geçmiş geçmişte kaldı. Başbakan
Erdoğan da Gül de değişerek geliştiklerini gösterdiler. AK Parti`nin
yeni gömleğini halkımızın kahir ekseriyeti benimsediğine göre bu
değişim-gelişim konusunda da halkta bir güvensizlik yok demektir. Bu
ülkede huzursuzluk ve gerilim, vatandaşlar arasında ideolojik
ayrımcılık, ne yazık ki o sihirli "uzlaşma" kelimesinin arkasına
sığınılarak yapılıyor. Çok yazık!
“Gül’süz Çankaya” ısrarıyla hesaplaşmak
Gül`ü "ötekileştiren", Gül`ün eşini örtüsünden dolayı Çankaya`ya
girmesi sakıncalı biri gibi sunan yaklaşımlarla demokrasi adına
hesaplaşmak gerekirken kalkıp başka türlü kaygıların savunuculuğunu
yapmak, demokrasiye yapılabilecek kötülüklerin başında geliyor
bence...
Bence Erdoğan "Gül`süz Çankaya" formülünde ısrar eden o malum
çevrelerin hesapçı övgülerine kanmayacak kadar müstağni ve bu
övgülerin arkasındaki niyeti görecek kadar da basiretli bir
liderdir. Bu yüzden diyorum ki Erdoğan, demokrasimizi
kötürümleştirecek bir operasyona asla izin vermez! |
|
|
|
Yorum Ekle |
| |
|
|
|
| | |
|
|