|
Sıla, kavuşmak, hasret duyulan şeye ulaşmak, ya da en çok bilinen anlamı ile gurbette bulunan kimsenin, ülkesine, memleketine ve yakınlarına kavuşması demektir. Eskiden gurbete düşenin imdadına yazı yetişirdi. Duygularını eline geçirebildiği kağıda döker, sonra da zarfa konan ve mektup denen bu nesnenin yakınlarına ulaşması için dua ederdi. Tabi ki cevabını da dört gözle beklerdi mektubunun. En anlamlı
kelimeler, en duygu yüklü sözler seçilirdi mektuplar yazılırken. Sonra üzerine binlerce ağıt yakılan, sevda türkülerine konu olan mektup geleneği kesildi birden. Çocukluğumda çevremde sürekli duyduğum bu sihirli sözcük yani "mektup" adeta yokoluverdi hayatımızdan. Halbuki okuma yazma bilmeyen kaç annenin ağzından "asker mektubu" yazmış, kaç kişiye de üzerinde "asker mektubudur,
görülmüştür" damgalı mektuplar okumuştum.
Mektupla birlikte bir de telgraf vardı hayatımızda. Acil durumlarda, yakınlarımıza telgraf ile ulaşıyorduk. Ancak telgraf, mektup kadar etkilememişti bizi. Hatta biraz da telgrafa "kara haber" taşıyıcısı gibi bakıyorduk. Halbuki, zaman zaman da iyi haberlerimize ve sevinçlerimize bile aracı oluyordu. Sonra onu da sildik hayatımızdan. Çünkü tellerin başka
marifetini öğrenmiştik. Teller sadece yazıyı değil, sesimizi de taşıyabiliyordu. Dünya gündemine daha 19. asrın sonlarında giren telefon, hayli gecikme ile Türkler'in özellikle de kırsal kesimde ve belirli merkezlerden uzak yaşayanların hayatını etkilemeye başladı. Önce manyetolu,
sonra çevirmeli ve tuşlu telefonlar girdi günlük hayatımıza. Herhalde hiçbir teknolojik gelişme sevindirmemişti bizleri manyetolu telefonun kolunu çevirmek ve tıkırtılarını duymak kadar. (Taşkıran'a gelen bu hizmeti uzun yıllan sürdüren PTT Acentesi Sn. Necmi Şahin'in hizmetini takdirle anmak gerekir.) Sonra bunun telsiz olanı ile "cep telefonu" ile tanıştı yeni nesiller.
Artık, hayatın önemli bir kısmını meşgul eder oldu cep telefonları. GSM şirketleri, telefon markaları, baz istasyonları, telefonun yaydığı radyasyon vs. hep sohbetlerimizin bir parçası oldu. İşin tuhafı, hayatımızı kolaylaştırmak ve bizi birbirimize daha fazla yakınlaştırmak için icad edilen bu araçlar, adeta bizi birbirimizden
kopardı. Allah yapısı gönüllere sığmayan dostluklar, arkadaşlıklar, kul yapısı küçük kutucuklara sığar oldu. Düşünün bir kere, artık bizler iki adım ötemizdeki dostumuza, pencereden konuşma imkanı olan komşumuza, bizden
binlerce kilometre uzaklıkta uzaydaki, istasyonlar aracılığı ile hal hatır sorar olduk.
Tarihte eşine rastlanmamış bu hızlı değişimi bir insan ömrü için tam fazla bulduğumuz ve tartıştığımız bir dönemde, teknoloji bir sürpriz daha yaparak internet ile girdi hayatımıza. Ve şimdi mektup, telgraf ve telefon adeta tatlı bir hatıraya dönüştü. Hayatın her yönünü kapladı bilişim teknolojisi ve onun ürünü olan internet. Konuşmaların seyri değişti. Artık
sohbetler dost meclislerinden "sohbet odalarına", ziyaretler, yakınlarımızdan web sitelerine kaydı. Hayallerimize sığdıramayacak kadar büyük bulduğumuz dünyayı, bir avucumuzun altına soktu internet. Elinin altında bir mausu (her nedense fare demeye ağzım varmıyor) olan kişi, her yere gidebiliyor, herkes ile iletişim kurabiliyor. Bizler hâlâ bu
icadın şoku altındayız ve sürekli faydalarından söz ediyoruz. Nedense bu teknolojik gelişmeye ödeyeceğimiz bedelden söz etmeyi erken buluyor ve bundan kaçınıyoruz. Her ne ise, şimdilik sefasını sürelim, nimet olarak algıladığımız bu gelişmenin.
Doğrusu, küçülen dünyada, beldemizi büyüten bu yararlı hizmeti hazırlayan genç kardeşlerimize şükran borçluyuz. Bizlere her an, her saniye sılaya ulaştırdıkları için. (Her ne kadar bu durum, sılaya dair, şiir, türkü ve destanların kıymetini azaltsa da.)
Aslında çok büyük bir görevi üstlenmiş durumda Taşkıran sitemiz. Bu gün, her şeyi önüne katarak giden küreselleşme selinin önünde durmak imkansız oldu. Küreselleşme dünyayı küçülttükçe, dünyanın içinde eskiden de küçük olarak gözüken her şey, her yer bu küçülmeye paralel olarak yok oldu veya olacak.
Bu selin karşısında durmanın tek yolu, bazı uygun yerlere sedler/barajlar yapmak. Herhalde bizim için, beldemiz insanı için hatta Türkiye için, şu anda en uygun sed ise internet üzerinden ulaşılabilecek sitemiz olacaktır. Binlerce siteyi dolaşan özellikle genç nesillerimiz, bizim sitemize de uğrayarak, hiç değilse bir yorgunluk giderecek, şayet verebilirsek,
başka yerlerde bıraktığı güzellikleri, tekrar buradan toplayacaktır. Bu vesile ile bu siteyi hazırlayan kardeşlerimi tekrar candan kutlarım. Bize düşen gerek uzmanlık alanımız ile ilgili konuları ve gerekse kazandığımız hayat tecrübesini burada sizler ile paylaşmaktır. Bunu, bilim ve teknolojinin en son araçlarıyla sunma imkanı bulduğum için gerçekten mutluyum. Bu vesile ile zaman zaman
karşınıza çıkıp, düşüncelerimi sizlerle paylaşarak sıla yapmak bana çok şey kazandıracaktır.
Umarım benim yazılarımı okuma imkanı bulanlara da bir şeyler vererek, geleceğimizin şekillenmesinde az da olsa bir katkı sağlarız. Şimdilik hoşca kalın, mutlu kalın. |