|
Kişisel kimlik bunalımlarını, milletin buhranı imiş gibi olur
olmaz her yerde dillendiren mevcut siyasal iktidar ve bu yapının
en başındaki şahsın Diyarbakır’ da yapmış olduğu “Bu ülkede
bir çok etnik grup vardır. Bunların hepsi alt kimliktir. Bizi
birbirimize bağlayan bağ T.C Anayasal Vatandaşlığıdır. Üst
kimliğimiz budur.” şeklindeki –kerameti kendinden menkul-
tuhaf açıklamasından sonra, isminin önünde akademik sıfat taşıyan
kelli felli, eli kalem tutan bir yığın insan, işi gücü bıraktı
“alt kimlik-üst kimlik” konusunu tartışmaya başladı.Hatta bu
konu o kadar çok konuşuldu ve o kadar çok cılkı çıktı ki,
reytinglerinin düştüğünü gören magazin basını bile Hülya AVŞAR’
ından, Yılmaz ERDOĞAN’ ına kadar pek çok popüler insana bu konuyla
ilgili sorular sordu.Başbakan henüz TÜRKİYELİLİK
kavramını ilk telaffuz ettiğinde, bu kavramın PKK/KONGRA-GEL terör
örgütünün 7. Kongre kararlarından olduğu birçok medya guruplarında
yazılmış ve bilerek ya da bilmeyerek mevcut siyasal iktidarın
terör örgütünün paralelinde bir söylem geliştirdiğini ifade
edilmiştir.Bebek katilinin, “kimlik tartışması”
ülke gündemine düşer düşmez, örgütü karargah haline dönüştürdüğü
İmralı’dan yönetip yönetmediği ile ilgili ifadesinin alınması ve
bu vesile ile Savcıya aktardığı her sözcüğün gazete manşetlerine
taşınmasının elbette bir sebebi olmalıydı.Dikkatlerimizden
kaçmayan bu ilginç zamanlama ile, Başbakan’ ın kimlik
tartışmasını ülke gündemine sokmasından birkaç gün sonra savcılık
tarafından ifadesi alınan terörist başı da “Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlığını, anayasal üst kimlik olarak kabul
ediyoruz. Alt kültürel kimliklerinin önündeki engellerin
kaldırılmasını istiyoruz.
Başbakan’ın
açıklamalarını olumlu buluyorum.
Başbakan’ın kullandığı kavramları daha önce ben kullanmıştım, bu
kavramlar bana aittir.”
diyerek mevcut siyasal iktidarın kendi söylemlerinden alınmış
tek kavramın TÜRKİYE’LİLİK KAVRAMI olmadığını da açıklamış oldu.Peki
bu tablo karşısında sormak gerekmezmi?.........Gaziantep’
de “AB uğruna ülkemi peşkeş çeken Başbakan utansın”
diyerek başı dik yürüyen baba ne için şehit verdi evladını?İki
yiğit evladını kara toprağa sunan Niğde de yürekler neden yandı?
Şehidimizin dedesi “Allah aşkına beni de gönderin”
diye Neden haykırıyordu?.. Ağrı da ay-yıldızlı al bayrağımıza
sarılı şehit oğlunun başında Kürtçe ağıtlar yakan ana ne için
ağlıyordu?Herkes şundan emin olsun ki; ne canlarını kara toprağa
sunan şehit ailelerinin, ne vatan için, bayrak için canlarını
veren şehitleri uğurlamaya gelen on binlerin ve ne de türlü
imkansızlıklar nedeniyle zahiren orada olamasalar bile yürekleri
ile “varız, buradayız” diyen milyonların kimlik
problemi yoktur…“Bu
millet mazide TÜRK’ tü, halde TÜRK’ tür ve ebediyen TÜRK
kalacaktır”
Alt kimlik – Üst kimlik tartışmasını ülke gündemine taşıyanlara
gelince…Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Ve her
hukuk devletinde olduğu gibi bir anayasası vardır. Ve o anayasa
der ki;
(Kurucu Mecliste Kabul Tarihi : 18.10.1982;
Halkoyuna Sunulmak Üzere Tasarının Resmî Gazetede İlanı:
20.10.1982-17844; Kanunun Halkoyu ile Kabul Tarihi: 7.11.1982;
Halkoyu Sonucunun Yayımlandığı Resmî Gazete Tarihi:
9.11.1982-17863 Mükerrer)
Kanun No. :
2709
Kabul Tarihi : 7.11.1982
I. Türk vatandaşlığı
MADDE 66.
– Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk' tür.
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türk' tür. (Son cümle mülga:
3.10.2001-4709/23 md.) Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarla
kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerde kaybedilir. Hiçbir
Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça
vatandaşlıktan çıkarılamaz. Vatandaşlıktan çıkarma ile ilgili
karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.Bugün kıblelerini
Brüksel’ e çevirenlerin daha birkaç yıl önce “AB bir
hristiyan kulübüdür. AB’ ye hayır” kampanyaları
yürüttükleri düşünülürse kimlik bunalımı yaşamalarının gayet
normal olduğu daha iyi anlaşılır. Diyarbakır’ da KÜRTÇÜ, Konya’ da
İSLAMCI, Yozgat’ ta TÜRKÇÜ, olanlar elbette bir kimlik arayışına
gireceklerdir.Bize gelince.. Çok şükür adımız da belli, soyumuz
da, kimliğimiz de…
TÜRKE VUR
YETER !...........Bizim
memlekette, “aydınlık„ kolay, Her fırsatta yüklen, Türke vur yeter.Boşuna
düşünme, varsa bir olay, Hemencecik Türkü, suçlu gör yeter. Sade sahneye
bak, arkayı görme, Yediğin üzümün, bağını sorma, İlimle uğraşıp, kendini
yorma, Vatansız medyaya, postu ser yeter.Kiliseye
uğra, papaz eli tut, Çağdaşlık adına, havraya da git, Yobaz derler sonra,
aman dikkat et, Camiden, imamdan, uzak dur yeter.AB’yi
alkışla, Turana saldır, Türkü hiç düşünme, Batıyı güldür, Terini dökmeden,
küpünü doldur, Sen kuyruk sallarken, çıkan ter yeter.Batı
Trakyayı, ağzına alma, Hocali, Kerkükte, ne oldu, bilme, Türke yapılandan,
rahatsız olma, Kürtlere küçük bir, devlet kur yeter.Mozaik
lafıyla, milleti kandır, Manâya makas at, bir kuşa döndür, Etnik zırvalarla, kafa
bulandır, Türke sadece alt, kimlik ver yeter.Sebebini
görme, mecburi göçün, Gönüllü düdük ol, Ermeni için, Tümünü yükleyip,
Denktaş’a suçun, Kolları açarak, Rum’u sar yeter.Fikrin
tükenirde, beynin durursa, Aydınlığın, açmazlara girerse, Yüreğin bir yerden, ilham
ararsa, Pentagondan ışık, Bush’tan pir yeter.Meydan
boş olsada, dikkat et aman, Ortaya çökmeden, isyan, toz, duman, Milletin uykudan,
uyandığı an, Vaktinde kirişi, burdan kır yeter .
|