SEVGİ ÜZERİNE

 

Mutluluk ve neşe, sevinç ve kıvanç. Dostluk, arkadaşlık; barış ve kardeşlik. Aslında hepsinin temelinde sevgi yatıyor. Sevgi öyle bir duygudur ki; ne kulağım işitir, ne gözüm görür. Ne tadabilirim; ne koklayabilir, dokunabilirim. Ama bir de kalbim sevgi ile doluysa, başka ne dileyebilirim.
Ölüm vardır ya hani hep korkulur, savaş vardır ya hani hiç istenmez. Ve bir damla sevgi vardır, hepsini bir anda yenmeye yeter. ”Ölüm’ü siler sözcüklerden, ”savaş”ı kovar zihinlerden. Kini nefreti zaten unutturur. Ne güzel; herkes “barış” diye haykırır yeniden.
“Ah bir gönüller sevgiyle dolsa da başka bir şey istemem” derim bazen. İstemem dostluğu, istemem kardeşliği, arkadaşlığı. İstemem; çünkü zaten sevginin aydınlık gölgesidir hepsi. İstemem; çünkü dolu dolu yaşanır, sevgi gerçekten varsa, her biri.
Sevgi dev bir ordu, siz de başkomutan. Düşmanlarınız: cehalet, kötülük, nefret. Aman sakın kurşuna, mermiye, topa sarılmayın hemen. Bu sevginin savaşı. Tabancanıza iyilik, mutluluk; tüfeğinize sevecenlik, yardımseverlik doldurun. Bilgi toplarınızla dövün cehalet surlarını. Yenin tüm düşmanlarınızı. Savaş alanı kıskançlık, nefret ordusu; korkak neferlerinin cesaretiyle dolsun. Bakın yüzlerindeki o iğrenç, korku dolu ifadeye ve gülün, ”Canınız cehenneme” diye. Kaldırın hepsini, süsleyin yerlerini çiçeklerle. Türlü türlü mis kokulu çiçeklerle, sevgiyle sulanmış o canım çiçeklerle.
Donatın yani tüm dünyayı sevgi çiçekleriyle. Sonra alın hepsinin tohumlarını, insanların kalplerine ekin. Orada sulayın; yetişmelerini bekleyin... yetişip serpilmelerini...
Ardından gurur dolu olarak izleyin: savaşsız dünyayı, özgür hayvanları, yemyeşil doğayı. İzleyin yani tüm insanları, kalplerinden sevgi fışkıranları.
Peki sevgi bize neler kazandırdı, neleri aldı götürdü yanı başımızdan, sırf mutsuz ve umutsuz olmayalım diye?
Sevgi neşe getirdi; sevinç, mutluluk getirdi. Kötüyü unutturdu bize; nefreti aldı götürdü. Kardeşliği, arkadaşlığı getirdi. Ve aşkı getirdi bize. Savaşma isteğini. Aç gözlülüğün kötü olduğunu kazıdı vicdanımıza yeniden. Ölüme gücü yetmedi; ama onu da belki biraz uzaklaştırdı, hiç olmazsa korkusunu dindirdi içimizde.
İnsana insan olduğunu, sevebileceğini hatırlattı. Evet sevgisiz yaşanamayacağını anlattı bir kez daha hepimize...
 

Arif Göktuğ Karacalıoğlu