- Hasan KAYGISIZ -

 

 
 E - Posta : hasan.kaygisiz@netcologne.de  

 

 

CHP’NİN ÇÖKÜŞÜNDE AVRUPA BİRLİĞİ SÜRECİNİN OYNADIĞI ROL

 

2005 yılının ilk yazısını CHP üzerine yazmaya karar verdim. Neden mi? Hergün televizyon’da, basın’da vede kamuoyu’nda üzerinde epeyce konuşulan bir konu olduğunu düşündügüm için sizlerle bu konu hakkında tartışmak istedim. Şimdi konumuza gelelim:

Siyasi Partiler genellikle iktidarda oldukları süre zarfında halkın isteklerine istenen cevabı veremediklerinde iktidardan düşerler. O partiye oy verenler partilerinin kendilerini temsil etmediklerini anladıklarında desteklerini çeker ve parti iktidarı gelecek seçimde kayıp eder. Bu bir nevi cezalandırma şeklidir. Bu durum tabiki demokratik ülkelerdeki partiler için geçerlidir. Şu durumda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarda bulunmadığı halde muhalefetten silinmeye doğru adımlarını atmak üzere son hızla koşmaktadır. CHP’nin yok oluşunu degişik açılardan ele aldıktan sonra, bu partinin neden yok olmaya mahküm olduğunu anlıyacağız.

Parti söyle tanımlanmaktadır: “Aynı fikirleri savunan Vatandaşlar grubunun beraberce politik düşüncelerini iktidara taşımak amacı taşıyan bir araçtır.”[1]

Partiler belli bir ihtiyaçtan dolayı ortaya çıkarlar ve belli bir fikri veyahutta belli kesimlerin çıkarlarını savunmak için kurulurlar. Bu kuruluş devlet eliyle olmaz. Devlet partisi diye bir Parti kurulmaz. Her Parti bir devlet içinde ortaya çıkar.

Şimdi CHP’nin tarihine bakarak bu parti dahada iyi analiz edinilir. CHP cumhuriyetin kurulması ile eş zamanlı kurulan ve devletle iç içe geçmiş bir yapılanmadır. Üstelik bu parti tam 27 yıl tek başına iktidar koltuğunda oturan ve yöneten güçtü. Bu parti Türkiye’deki tüm siyasal gelişmelere doğrudan müdahale eden, siyasal rakiplerine en ufak bir haraket alanı vermeyen ve bütün devlet kadrosunun CHP’li olma zorunluluğu getirmiş bir yapılanma şeklini benimsemişti. Devletin iç ve diş politikası ufak bir zümre olan CHP’nin yönetici kadrosu ile belirtilmişti. Bu şu anlama gelmektedir: Devlet=CHP. Bu durumda seçilecek milletvekilleride parti şefinin atama yolu ile belirlenip meclise taşınıyordu. Adam Siirt milletvekilidir ama hayatında Siirt’e gitmedigi gibi Siirt’in nerede olduğunuda bilmez. Parti aynı zamanda örgütlene demektir. Eger bir parti bir ilde vali, ilçede kaymakam tarafında örgütlü ise o oluşuma partileşme denilmez. Örgütlemenin olmadığı yerdede normal şartlarda parti milletvekile çıkaramaz. Örgütlenen yerlerde ise o partiye üye olanlar milletvekili adayını kendileri belirlerler. Bu o partideki farklı fraksiyonlar arasındaki denge açısındada önemlidir.

Bu tek partili dönem ikinci dünya savaşından sonra yürünemez bir hal alınca parti kendi içinde yeni bir parti oluşturmak zorunluluğunu duydu. Böylece muhalefetsiz bir muhalefet ortaya çıkarılacaktı. Bu şartlar altında Demokrat Parti (DP) ortaya çıktı. DP büyük toprak ağalarının ve onların işbirilçileri, yeni ortaya çıkan burjuvazinin temsilcileri ve islami güçlerin oluşturduğu birlik CHP’nin 27 yıllık parti iktidarına 1950’de son verdi. DP’nin parlamentoda sağlamış olduğu çoğunluğa dayanarak CHP iktidarını sorgulamsı DP’nin sonunu getirdi. DP CHP’nin en örgütlü olduğu askeri yapıyı hesaba katmadan iktidarını oluşturmaya çalıştı.  Milli Şef İsmet İnönü’nün o meşhur lafını hatırlatmaktan yarar var: “...Bu yola devam ederseniz, ben bile sizi kurtaramam...” ve ardında askeriye yani CHP’nin diger iktidar kolu iktidarı eline almıştır. Menderes ve arkadaşları 1960’da idam sephalarında sarsıldığında Milli Şef bunun bir zaruret olduğunu söylemektende geri durmamıştı.

CHP’nin 1960 ile 1980 yılları arasındaki liberal bir çizgiye kayması aslında onun ne marksist nede sol bir fikri benimsediginden degildi. Tek amaç o dönemde oluşan sol hareketi kontrol altına alıp etkisizleştirme stratejisiydi. Bu aynı zamanda gelişen toplumsal muhalefet karşısında kendisini koruması sorunuydu. Bu aynı zamanda devlet politikası idi. CHP hiçbir zaman sol yada sosyal demokrat olmadı. Çünkü CHP’nin avrupadaki sosyal demokrat partilerin geçirmiş oldukları tarihi sürece benzer hiçbir politik yaşamadığı gibi tersine yukarıdada anlattığım gibi bir devlet-parti olararak meydana gelmiştir. Milli şef İnönü bunu şöyle açıklamaktadır: „Ülke tam sola kayıyordu. Ortanın solunun gerekcesi tam sola gidişin önlenmesidir.“ Daha sonra CHP’nin başına geçen Ecevit’te bu stratejiyi uygulamaktan vazgeçmedi. Bu arada şunu belirteyim. Bu sahte sosyal demokrat parti avrupa birligi yolunu kendi elleri ile 70’lerde kesmişti. Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünde CHP hep bir sadık bekci olarak durmuştur. Buna 12 Eylül anayasasının degiştirilmesi çeşitli bahanelerle önleyen, devlet görevlilerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını erteleten hep CHP olmuştur. CHP devlet elitinin en güvendigi kaledir.

Bu nedenlerden dolayı bugünkü CHP’nin çöküşü bana göre bu nedenlerden aramak gerekir. Yoksa bugünkü Baykal’ın sosyal demokrat olmadığı için degildir. CHP devletin avrupa birligi yolu ile ve dünyada olşan değişimleri daha anlamadığı için çöküyor. CHP halen soğuk savaş zamanında oluşan devlet yapısını korumak için çırpındığı göz önüne alınısa bu yıkım sanıldığındanda çabuk olacak. Çünkü devletinde artık böyle bir yapılanmaya ihtiyacı yok. Solcu geçinen bir partinin genelkurmayın fikirleri ile aynı olması biraz tuhaf degilmi? Üstelik CHP’nin insanların hayatını deyiştirecek bir vizyonu da yok. O zaman bu partiyi şu devirde, bu ortamdan kim seçecek?

Bu parti şu saatten sonra neyaparsa yapsın bugünkü varlığını sürdürme şansını yetirmiştir. Ya bölünüp yok olacak, yada kökten zihniyet degiştirecek. Türkiye’de artık ne devlet patisine nede sahte sola ihtiyaç kaldı. Ne dersiniz, CHP hangi yolu seçecektir? Tabiki kendisine yakışanı seçecektir.

Tüm müslüman aleminin kurban bayramını kutlar, tüm dinlerin kardeşce, insanların insanca yaşadığı bir dünyada yaşamak umuduyla...

En içten saygılarımla

[1] Bak: Alf Mintzel / Ulrich von Alemann. İçin: Dieter Nohlen. (Hrsg.). Wörterbuch. Staat und Politik. 1995 Bonn. S. 503-512.

 
 
 
 

 

Karadeniz FM
BeOnAir Radio
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Trabzon'da Hava Durumu
 
Taşkıran Resmi Sitesi © Copyright - Tüm hakları saklıdır.