- Hasan KAYGISIZ -

 

 
 E - Posta : hasan.kaygisiz@netcologne.de  

 

 

DEP-MİLLETVEKİLLERİ VE TÜRKİYE ÇIKMAZI

 

Bu konuda yazmaya başladığımı düşündügümde gözümün önünde 1994 yılındaki tutuklamalar ve daha önceki olaylar bir şerit gibi geçti. Neydi bu olayın başlangıcı? Leyla Zana ve arkadaşları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Türkçe ve Kürtçe Kürt ve Türk halkların kardeşliğini dile getirdikleri için önce mecliste çıkarılan gürültülerle onların konuşması engellenmiş, arkasında son soratla dokunulmazlıkları kaldırılıp sözde bağımsız ‘Türk adaletine’ teslim edilmişlerdi. Arkasından 15 yıllık bir hapis cezası ile mükafatlandırılmışlardı. Bu Milletin Vekilleri’nin Büyük Millet Meclisi’nde çıkışlarında polisin sanki uluslararası cinayetten aranan kişileri yakalamış gibi enselerinde tutup arabalara bindirmeleri bende derin izler bırakmıştı. Bu olaylar 1994 yılında, kendisini Avrupa’nın bir parçası sayan ve bu birliğe 1963’ten beri girmek için çalışan bir ülkede oluyordu.

Şimdi diyeceksinizki bunun Avrupa ile ne ilgisi var? Buna şöyle yanıt vereyim: Hiçbir avrupa ülkesinde değil Milletvekilleri, sokaktaki adam bile, her ne konuda olursa olsun fikini söylediği için yaka paça tutulup hapislere konulmaz. Hele birde bu seçilen bir Milletvekili ise böyle birşey değil yapmak hayal bile edilmez. Milletvekili seçmenini temsil etmektedir. Onun söylediği seçmeninin yasama alanındaki bir yansımasıdır. O milletvekillerin bir polis memuru tarafında boyunlarında tutulup arabalara konmaları o kişilere yapılan bir ahlaksızlıktan başka, bu hakaret onları seçen kişilere’de yapılmıştır. O görüntülerele devlet yani iktidar, ki bu iktidar batılı sistemlerdeki hükümetlerden farklı olarak oligarşik yapıya sahiptir, bunu bir güç gösterisi olarak tüm Türkiye’ye ve dünya’ya direkt olarak göstermekteydi.

DEP-Milletvekillerinin söylediklerine ister katılın ister katılmayın. Eğer onlara halk kendilerini ‘devletin en üst kurumunda’ temsil görevi vermişse, onları oradan ancak seçmeni al aşağı edebilir. Bu demokrasinin bir olmazsa olmaz kuralıdır. Eğer bir mecliste değişik görüşte insanlar ve guruplar olmasa o zaman o meclise gerek varmıdır? Hemde ona meclis denilmeyip diktatörler kamarası demek daha doğru olur. İktidarı kontrol etme yetkisi muhalefet sayesinde mümkün olmaktadır. Bir milletvekili ancak cinayet, rüşvet ve buna benzer şeyler yaptığı zaman (batı demokrasilerinde) dokunulmazlıkları kaldırılıp soruşturma açılır. Bu soruşturmaların sonucunda o kişi suçlu bulunursa milletvekilliği düşer. DEP-Milletvekilleri bildiğim kadarıyla böyle bir suç işlememişlerdi. Aksini idda eden şimdiye kadar kimse çıkmadı. Bu arada şunu söylemekte yarar var.

İsmini tam olarak şimdi anımsayamadıgım Şanlı Urfa Milletvekili Serhat Bucak denilen zat böyle gizli olaylara karıştığı ve bu herkesin bildiği gibi Susurluk olayı ilede açığa çıktığı halde milletvekili olarak görevinin başından kalmıştır. Bu zat verdigi demeçlerde ‘her ne yaptı ise devlet için yaptığını’ söylemekte hiçbir sakınca görmemiştir. Üstelik bu görevin kendisine devletin verdiğinide hiçbir sakınca görmedende söylemiştir. Bu zat halen elini kolunu sallıyarak dişarıda gezdiği halde Leyla Zana ve arkadaşları on yıllık bir hapisten sonra dış baskılarla salıverilmişlerdir. İnsanın aklına şu soru gelmektedir? Türkiye’yi kim veyahutta kimler yönetiyor? Eger demokratik bir ülkede olduğu gibi olsa idi Zana ve arkadaşlarının yerinde Bucak ve onun gibilerinin yargılanması gerekmiyormuydu?

Bu arada şunuda belirtmeden geçemiyeceğim. Zana ve arkadaşlarının dokunulmazlıklarının kaldırılmasında ‘evet’ oyları ile demokrasi suçu işlemiş olan bugün AKP içinde milletvekili olanların suçu yokmudur? Onlar DEP’e gidecek oyaların kendilerine geleceği umuduyla, büyük bir sevinçle ‘evet’ bunlar bu çatı altında barınmamalıdırlar demişlerdi. Sıranın kendilerine geldiğini anladıkları zaman demokrasi havarisi kesilmişlerdir.

Şimdi tekrar bu yan bilgilerden sonra konumuza gelelim. Kedinize sorun, neden Zana ve arkadaşları şartlı salıverildiler? Bildiğiniz gibi Türkiye artık son tren olan Avrupa Birligi’ne girmek için uğraşmaktadır. Bu birliğe girmesi için en azında göz boyaması da olsa bazı değişiklikler yapmak zorundadır. Bu değişim bir inanç meselesinden ziyade bir araç olarak görülmektedir. Zana ve arkadaşlarının davası Avrupa Birliği için bir prestijdi. Avrupa Birliği Zana ve arkadaşları serbest bırakılmadan Türkiye’ye görüşmelerin başlaması için bir tarih vermek zaten sorun olan Türkiye dahada sorunlu, içinden çıkılmaz bir hal alacaktır. Ahlaki ve kendi kamuoylarının sert tepkilerinden de korktukları için Türkiye’ye baskı uygulamak zorundalardı. Bu baskılar sonucu haftada göstermelik 45 dakika Kürtçe yayın yapılmaya, Zana ve arkadaşlarını şartlı salıvererek sanki Türkiye’de birşeyler değişiyormuş havaları estirilmeye başlanıldı. Bu değişim havası fazla sürmedi. İlk tepki Adalet Bakanı sayın Cemil Çiçek’ten geldi. Zana ve arkadaşlarının ‘rahat durmasını yoksa devletin sopasını gösterecegini’ söyledi. Ardından yasalarla serbest edilmiş Kürtçe’nin Zana ve arkadaşlarının yaptıkları mitinglerdeki Kürtçe konuşmalardan dolayı Genelkurmay Başkan Vekili İlker Başbug’un açıklamasından sonra Emniyet Genel müdür Yardımcısı Ramazan Er tarafından Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusundan bulunuldu. Şimdi sorulacak soru şudur: Kürtçe serbest midir yoksa halen varolmayan bir dil midir? İkincisi Genelkurmay Başkan Vekilinin ne kadar Hukuk bilgisi vardır? Bu dalda nekadar eğitim görmüştür? Adalet Bakanlığı yoksa Genelkurmayın bir alt bölümümüdür?

Eger Zana ve arkadaşları herşeye rağmen halen Türk ve Kürt’lerin kardeşliklerini savunuyorlarsa bu insanlarımızın birbirleri ile ne kadar kaynaştıklarının bir ürünüdür. Baskıcı yöntemlerle hele şu devirde hiçbir devlet varlığını sürdüremez. Halen daha Avrupa treni kaçmadan barış ortamının sağlanması mecburdur. Yoksa bu tren’de kaçtımı Türkiye’nin ekonomik ve siyasal refahı yakalaması şansıda ortadan kalkar. Faşist yöntemlerle artık kimse korkutulamaz. Barış ortamını kendileri için tehlikeli sayan oligarşi yıkılmak zorundadır. Bu Kürtler’in olduğu kadar Türkler’inde lehine olandır. Hadi hep beraber barışa giden yolu açmak için el ele verelim. Bize yakışanda bu olmalıdır.

 
 
 
 

 

Karadeniz FM
BeOnAir Radio
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Trabzon'da Hava Durumu
 
Taşkıran Resmi Sitesi © Copyright - Tüm hakları saklıdır.