|
Taşkıran İnternet Platformu ve Taşkıran’ın Sesi Dergisi başlangıçta çok amatörce ve bir elin parmaklarını aşmayacak kadar az sayıda gönül insanının başlattığı birer çalışma idi.
Artık milyonlara ulaşabilen iki güçlü ses, iki aile yada her birimizden içinde birer damla bulabileceği birer nehir olmuşlar. Aynı yamaçlardan akıyor, aynı suyu taşıyor ve aynı ummana akıyorlar.
Günümüz dünyasında medyanın yerini ve önemini anlatmaya gerek görmüyorum. Belli bir alanda uzman olmadığım ve kendimi de çok bilmiş olarak da görmediğim için bana ayrılan bu köşede en iyi bildiğim, içinde yaşadığım hiç ayrılmadığım ve ayrılmayı da düşünmediğim, ortak paydamız olan memleketimizin köylerinden, yaylalarından ve
mezirelerinden yazacağım.
Dünyanın neresinde olursanız olun, hangi ahval içerisinde bulunursanız bulunun gözlerinizi bir an için kapatıp, kulaklarınızı da etrafınızdaki gürültülere tıkayabilirseniz buyurun benimle birlikte solaklı deresi boyunca bir tur atalım yada sonbaharın hazinliği üzerlerine çökmüş, yalnızlıklarına rüzgarın sesiyle ağıtlar yakan
yaylalara çıkalım. Hayır şimdi Kom (mezra) zamanıdır diyorsanız çam ve kestane ağaçlarının arasından kıvrılarak giden patikaları takip edip yeşillenmiş çayırların arasındaki ahşap kom evlerine ulaşalım. Armut ağacının dalına asılmış olan ip ile salıncak yapalım. Akşam güneşi batarken bir tepenin üzerine çıkarak var sesimizle haykıralım. Kim bilir belki karşılık veren bile olur. Sorarız akşama kimin imecesi var, belki sadece sohbet vardır yada seyir
(eğlence) yapılır.
Sevgili dostlar bütün bunlar bir kısmınıza çok afaki şeyler gibi gelebilir. Fakat çok iyi biliyorum ki pek çoğunuzun geçmişinde veya büyüklerimizin ballandıra ballandıra anlattığı anılarındadır.
Bütün bunlar hala yaşanıyor mu? Neler değişmiş neler korunabilmiş. Yada bu yaşam şeklinin yerini neler almış. Bütün bunları size
aktarmaya çalışacak sizi bir nebze geçmişinize veya sılanıza getirmeye çalışacağım.
Şimdilik sizlere en derin saygı hürmetlerimi sunuyorum. |