|
Mekke’de şeytan taşlaması sırasında 244 kişinin izdihamdan öldüğünü gazeteler yazdı. Ne zaman bu konu ile ilgili bir haber duysam, kapı komşumuz rahmetli Kamer’i (Mustafa Ağırman) anımsarım. Kendisine hac seyahatini soranlara, şeytan taşlaması bölümünde insanların daire biçiminde döndüklerini ve ortada bulunan temsili şeytanı taşladıklarını ancak, kiminin ayar tutturamayıp,
karşı tarafı taşladığını söylemişti. Taşlardan biri kendi kafasına gelmiş olmalı ki rahmetli bunun üzerine; “biz onları taşladık, onlar da bizi taşladı” demişti. Rahmetli bunu içerdiği anlam olarak mı söyledi, yoksa orda yaşanan izdihamı anlatmak için mi bilemem, ama bu sözlerden güzel anlamlar çıkartılabilir. Aslında herkesin bildiği gibi, şeytanın bir evi ya da belli bir mekanı yok, o insanların içinde bulunan kötülükten başka bir şey değildir. Kötülük
insanların içinde olduğuna göre, insanlar kısmen şeytan mı ?
İnsanları anlamak gerçekten çok zor. Yanımızdaki birinin kaza sonucu burnu kanasa, yardımına koşmaya çalışırız. Aynı zamanda diğerinin burnuna en iyi yumruğu indirmeye çalışan boksörlerin maçını zevkle izliyoruz. Bu şiddetin anlamı acaba nedir ?
Kurban bayramını geride bıraktığımız bu günlerde, Türkiye’de yine inanılmaz manzaralarla karşı karşıya kaldık. Birçok hayvanın gözü önünde diğer hayvanlar boğazlandı. Tabi bütün bunlar hayvanlara eziyet olsun diye yapılmıyor, ama bazı inanışlar günlük ve gerçek yaşamın üzerine çıkıyor ve insanların sağlıklı düşünmesini engelliyor. Özellikle şehirlerimizde sokaklar,
mahalle araları kan gölüne döndü, elinde büyük bıçaklarla dolaşan kasaplar tasavvur edemeyeceğimiz bir ilkelliği gözler önüne serdi.
Çocukluğumda kurban kesimlerinde son derece üzülürdüm. Annem teselli etmek için, kurbanın benim yerime kesildiğini söyler, bende kendimi kesilen hayvanın yerine koyardım ve daha çok üzülürdüm. Kurbanların çocuklardan uzak yerlerde kesilmesinin çocuk psikolojisi açısından daha doğru olacağını düşünüyorum.
İnanışlarına göre kurban kesmek isteyenlere, şehirlerden uzak ve özel alanlar verilmelidir. Toprak zemin üzerinde veya mezbahalarda kurbanlar kesilmelidir. Bu günkü manzarayı Peygamberimiz görseydi kim bilir belki de hayvan ve insanlara eziyet ediyoruz diye, bunu yasaklardı. Peygamberimiz zamanında susuzluktan kavrulan Arap çöllerinde kesilen hayvanların kanları
anında toprağa sızıp kayboluyordu. Oysa şehirlerimizde, her yer beton ve kan her yere dağılıyor. Oy hesapları ve popülizm yüzünden mi kimse ses çıkaramıyor acaba ?
Bu konularda Türkiye’nin gerçekten ciddi reformlara ihtiyacı olduğuna inanıyorum.
Hac turizminden milyonlarca dolar para kazanan Arap yönetimi, her sene yüzlerce insanın ölümünü engelleyecek, önlemler almamaktadır. Nedeni çok basit, çünkü bu anlayış insana, insan hakkına, canlıya değer vermiyor.
Bana göre insanlar anlamadıklarına daha çok inanırlar. İnsan kafası öyledir ki kendisine karanlık gelene daha kolay inanır. Düşüncelerini kafa tutarak, emrederek ve hatta zorba kullanarak ortaya koyanlar, akıldan yana daha güçsüz olduklarını belli ediyorlar.
Rahmetli Kamer dedenin sözlerindeki biz ve onlarda her şey gizli. Kâbe de, şeytan içimizde. Önce içimizdeki şeytanı taşlayalım.
Değirmende buluşalım. Sağlıcakla kalın. |