- Abdülkerim BAHADIR -

 

 
 E - Posta : akerim@selcuk.edu.tr   

 

 

ERGENLİK DÖNEMİNDE DİN VE AHLÂK GELİŞİMİ*

* Bu çalışma, 1994’te U.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsüne bağlı olarak tamamlanan “Ergenlik Döneminde Dini Şüphe ve Tereddütler” adlı yüksek lisans tezi esas alınarak hazırlanmıştır.

 

Bu makale, ergenlik dönemine has kişisel dini inanç ve ahlâk gelişimini, bireyde zamanla ortaya çıkan psikolojik oluşum ve değişmelere bağlı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

A- Ergenlik Döneminde Dini Gelişim Süreçleri

Bilimsel ve sistematik anlamda "ergenlik dönemi araştırmacılarının ilkleri" olarak tanımlayabileceğimiz Starbuck ve Hall gibi psikologlarla başlayan ve ergenlik dönemi dini gelişimini inceleyen çalışmalar, ilerleyen yıllarla gittikçe yaygınlık kazanmıştır. Son dönem araştırmaların önemli bir kısmı, kendi bulgularını önceki araştırma bulguları ile destekleyerek bu dönemde ortaya çıkan dini değişmeleri, aşamalara bağlı bir değerlendirme modeliyle açıklamaktadır[1]  Pratik yararından ötürü konu ile ilgili değerlendirmelerimizde, söz konusu model esas alınmıştır. Buna göre ergenlik dönemi dini gelişimi, üç aşamada ele alınacaktır: Bunlar, dinî şuurun uyanması ve gelişmesi, dinî kabullerin sorgulanması ve şüphe, dinî tutumların belirginlik kazanması şeklinde sıralanmaktadır.

1. Aşama: Dinî Şuurun Uyanması ve Gelişmesi

Normal şartlar altında her gelişim evresi, birbirini tamamlayan tedricî bir biyo-psiko-sosyal değişimi içerdiği gibi,[2] dinî telakkilerde de belirli bir tedricîlik söz konusudur. Dinî şuurun ortaya çıkmasından önce çocuk, dini gelişim noktasında ancak somut işlemlere dayalı bir ilerleme kaydedilebilir. Çünkü çocukluk döneminde zihinsel yapılanma, dinin metafizik boyutunu anlayabilecek kapasiteden yoksundur. Bununla birlikte, çoğu ezbere veya şartlanmaya dayalı çocukluk dinî kabullerinin ileri dinî hayatın oluşmasındaki fonksiyonu, asla küçümsenemez[3]. Çünkü ergenlik dönemi sonunda yapılan dinî tercihlerde, bireyin yönelişini etkileyen en önemli faktörler, çocukluk dönemi dinî kabuller ile yakından ilgilidir.

Soyut düşünce yeteneğinin işlerlik kazanmasıyla meydana gelen hızlı değişmelere paralel olarak, 12-13 yaşlarına kadar gelişmeye devam eden dinî duygu,[4] dinî ilgi[5] ve düşünceler,[6] şuur ve irade seviyesine yükselerek ergenin tüm kişiliğini derinden etkiler. Böylece, çoğunlukla tüm tutum ve davranışlarını yeniden şekillendirecek güçlü bir dinî anlayış ortaya çıkar. Ergenlikte ortaya çıkan bu yeni değişim, "dinî uyanma" kavramı ile ifade edilmektedir[7]. Dinî uyanma ile birlikte başlayan dini şuur süreci, ergende daha önce yaşamadığı oldukça farklı, zengin ve karmaşık dini tecrübelere yol açar.

"Dini şuur", bireyin hangi dini kabullere sahip olduğunu, neye ya da kime niçin inandığını ya da inanmadığını bilmesi; sergilediği dini tutum ve davranışların farkında olması; dini kabullerini içten yaşaması vb. gibi çeşitli tecrübe şekilleri ile ifade bulur.[8]  Dini şuur, zihinsel hayatın gelişmesine bağlı olarak sosyo-kültürel etkilerin altında ortaya çıkan deruni bir yaşantıdır. Dini mesajına uygun anlama ve yaşama arzu ve çabası, dini şuurun gelişmesi ile yakından ilgilidir.[9]

Çocukluk dönemi dinî ilginin çok ötesinde ergenlikte  ortaya çıkan bu yeni oluşuma psikolojik, duygusal, sosyal ve kültürel pek çok faktör, farklı boyutlarda katkı sağlar. Ergenin bu devrede en büyük problemlerinden birisi kuşkusuz, bütüncü bir kimlik kazanmaktır. Bu arayışında din, önemli bir fonksiyon icra eder. Çünkü kimlik gelişiminin temel taşlarını teşkil eden güven duygusu, özdeşleşme vb. psikolojik gelişim özellikleri, aynı zamanda dinî gelişimde temel referans noktaları arasında yer alır.[10] Bulgulara göre, belirli bir kimlik kazanma çabasında dinin çok yönlü etkileri söz konusudur.[11]

Duruma farklı bir açıdan yaklaştığımızda; belirli bir hayat görüşü kazanma,[12] hakikatle ilgilenme,[13] fikri açıklık ve anlama[14] vb. gibi pek çok  ihtiyaç ve arzunun tatmininde de, dinin önemli bir boşluğu doldurabilecek eşsiz bir niteliğe sahip olduğu görülür.

Aynı şekilde, duygular da bireyi dine yaklaştırmada önemli fonksiyonlara sahiptir. Örneğin, ergenlerin pek çoğunda kuvvetle hissedilen duygulardan "sonsuzluk ve ölümsüzlük" duygularına karşılık dinde, ebedî bir hayat vaadi söz konusudur[15]. Endişe korku, sıkıntı, yalnızlık gibi duygulara karşılık dinde, sığınma ve güven telkin eden bir yapı mevcuttur[16]. Yine, dinî suçluluk ve günahkârlık duygularına[17]  din, rahmeti  ve bağışlayıcı mesajıyla karşılık verir.

Bütün bunların yanında sosyo-kültürel organizasyonlar olarak aile, okul, arkadaşlık ve grup ilişkilerinin; sosyal bütünleşme fikir ve ideallerinin[18] dinî ilgi uyandırmada önemli etkiler ortaya koyabileceği, başlı başına ayrı bir gerçek olarak kabul edilmektedir.

Zihinsel alanda kaydedilen ilerleme, ergende dikkatin, tabiat-üstü, dinî-metafizik konular üzerinde yoğunlaşmasına imkan hazırlar.[19] Bu süreçte ergen, dini sembolik bir sistem olarak algılar ve kavrar.[20] Böylece bu gelişme, onun dinî konu ve kavramları şuurlu olarak anlamasında önemli bir basamak oluşturur. Okul ve sosyo-kültürel çevrenin yardımıyla ergen, problem çözmeye ve yüksek seviyede genellemeler yapmaya yönelir. Ancak, dinî şuurun uyanması sadece zihinsel gelişime bağlanamaz. Bu süreç üzerinde, içten ve dıştan gelen verilerle zenginleşen ruhsal yapı, doğrudan etkilerde bulunur.

 Duygusal alanda yaşadığı iniş-çıkışlar, ergenin çocuklukta tecrübe ettiği, fakat dışa vuramadığı dinî duygularını şuur alanına çıkararak onun, yeniden dinî bir arayış ve özlemle dünyaya yönelmesini sağlar. İşte bu yönelişi, dinî şuurun açık bir belirtisi kabul edilir[21]. Bu aşamadan itibaren ergen, geleneksel dinî kabullerini tekrar gözden geçirmek ihtiyacını hisseder. İçine düştüğü kararsızlığın da etkisiyle ergen, olumlu-olumsuz, basit-karmaşık pek çok denemeye girişir.[22] Ancak, bütün bu arayışları neticede onu, yetişkinlik dinine ulaştıracak önemli birer basamak teşkil eder.

2. Aşama: Dinî Kabullerin Sorgulanması ve Şüphe

Ergen, özellikle 13. yaşlarından itibaren* etrafında süregelen dinî yaşantıların çeşitliliğini fark etmekte geç kalmaz. Aile ve okul çevresinin yardımlarıyla ortaya çıkan entellektüel ilerleme onda, karşılaştırma, tahlil ve analiz etme, tenkit ve eleştirme gibi zihinsel yeteneklerin gelişmesini sağlar.[23]. Zihinsel alanda ortaya çıkan köklü gelişmeler yanında bağımsızlık ve güçlülük duygularının etkinlik kazanmasıyla o, çocukluk dönemi inançlarına geri dönerek onlara karşı tenkitçi bir tutum geliştirir. Hemen tüm inançlarını eleştiriye tabi tutar[24]. Aslında böyle bir ihtiyaç duyması normal ve sağlıklı bir gelişimin ifadesidir[25]. Zira bu eğiliminin ardında varlığını hissettiren en önemli motiflerden birisi, daha önce dinî coşkunluğu kendisine yaşatan "dinî şuur" un kendisidir. Doğal olarak, inançları üzerinde giriştiği bu "aklama" operasyonu, ergende bir takım tereddütleri de gündeme getirmektedir[26].

Ergenin dinî inançlarından kuşku duymaya başlaması, bir anda ortaya çıkan basit bir olay değildir. Aksine, bu yeni ve çok farklı eğilim ile birlikte, dinî şüphe ve tereddütlere zemin hazırlayan psikolojik-duygusal gerginlikler, zihinsel karmaşalar, yanlış ve hurafe bilgiler, dinî anlatım dilinde yetersizlikler, kavram kargaşası, dinî konularda rehbersizlik[27] vb. gibi çok yönlü faktörler, olaya yoğun bir şekilde karışır ve zaman zaman dinî sapmalara yol açar. Bunun dışında, dinî öğrenmede eksiklik, yanlış fikir ve olumsuz telkinler[28]; ayrıca aile, arkadaş ve grup çevresi, kısaca bir bütün olarak sosyo-kültürel çevreden kaynaklanan pek çok etkenin[29] katkıları da küçümsenemeyecek boyuttadır. Böyle olmakla birlikte, uygun ölçü ve ortamda bulundukları takdirde -dinî hayat üzerinde olumsuz etkileri ile sıraladığımız- bu faktörlerin, aynı zamanda dine yaklaştırıcı etkilere sahip olduğu da ayrı bir gerçektir.

Her ne sebeple olursa, ergenin, dinî inançlarını soru süzgecinden geçirmeye kalkışması, son derece ıstırap vericidir. Çünkü O, bir bakıma tüm varoluşunu tenkide tabi tutmaktadır[30]. Ancak, bu aklama girişimi, düzenli bir hayat felsefesi oluşturabilme yolunda zorunluluk arz eder. Aslında bu aşamada ortaya çıkan karışıklıklar, daha sonra kesin bir durulmayı getirecek bulanıklığın habercileridir. Olaya bu açıdan yaklaştığımızda, tenkitçi düşünce evresinin değerini takdir etmek, daha da kolaylaşır.

3. Aşama: Dinî Tutumların Belirginlik Kazanması

Bütün tutum ve davranışlarda olduğu gibi dini tutumlar, son ergenlik döneminde psikolojik durulmayla birlikte belirginleşmeye başlar. Çatışmalarla, bunalım ve krizlerle dolu ergenlik dönemi, yerini bu aşamada istikrarlı ve sakin bir döneme bırakır. Durulma, kimi ergenlerde kısa zamanda ve sessizce gerçekleşirken; kimi ergenlerde ise, uzun zamanda ve isyancı tepkilerle gerçekleşir.[31]

Çoğu zaman birbirine girmiş karmaşık değişmelerin hüküm sürdüğü ergenlik döneminde, önceden geliştirilmiş dini tutumlarda olduğu kadar geliştirilen yeni dini tutumlarda da büyük ölçüde kararsızlık, istikrarsızlık ve belirsizlik görülür. Ancak, bu yeni yapılanmada bilinçli ve kasıtlı hareketten çok, dönemin kendine özel psikolojik yapısı etkindir. Diğer taraftan, ortaya çıkan karmaşa bütün tutumları etkileyecek güçte olamayacağı gibi, bireysel farklılıklar dikkate alındığında, herhangi bir tutum üzerinde kayda değer bir etkide de bulunmayabilir. Bu noktada asıl belirleyici olan, metot ve içerik açısından çocukluk döneminde alınan dini eğitimin kalitesidir.

Yetişkinliğe yaklaşırken ergenler özellikle 20'li yaşlarda, bütün diğer tutumlarda olduğu gibi, dinî-ahlâkî tutumların büyük bir bölümünde belirgin bir istikrar kazanırlar ve böylece hayat felsefelerini önemli ölçüde oluşturmuş bir kişilik yapısına ulaşırlar.[32] Bu aşamada, dinî gelişim sürecinde çok önemli ve kritik bir geçişi karakterize eden şüphe olayı ile bu geçişe çoğu zaman eşlik eden suçluluk ve günahkarlık duyguları, büyük ölçüde güçlerini kaybeder. Özellikle yakın ilişkiler kurduğu aile,[33] arkadaş ve grup çevresi[34] nin büyük bir rol oynadığı bu gelişim sürecinden sonra ergen, dinî tutumlarını temellendirmek üzere kesin bir yol ayırımına gelir: Genel bir eğilim olarak çözümü önce yakın arkadaş çevresinde arar. Daha sonra duruma göre aile içinden ya da aile dışından sevdiği ve güvendiği şahıslara açılır; üstesinden gelemediği konularla ilgili sorular sorar, tartışmalara girer ve açıklamalar bekler. Btün bu çabaları neticesinde karşılarına çıkan alternatifler, ergene tercih imkanı sağlar.

Araştırmalar, yaptıkları tercihlere göre ergenlerde üç farklı dinî tutumun ortaya çıktığını göstermektedir: Spanger'in sınıflamasına göre ergenlerin bir bölümü, dine karşı tam anlamıyla kayıtsızlaşır. Bunlar çoğu zaman, din ile ilgili her şeyi tamamen terk ederek, dinin tümüne karşı reddedici bir tutum geliştirirler. Ergenlerin bir bölümü tamamen farklı bir karakterde, kişisel dindarlığı ortaya çıkaracak yeni bir enerji ile çocukluk dönemi inançlarının ötesinde, yeniden şuurlu bir dinî inanç sistemi oluştururlar. Diğer bir kısım ergen ise, tamamen eski geleneksel inançlarına geri dönerek onları olduğu gibi kabul eder, eski kabul ve seçimlerine dayanan az-çok yeniden düzenlenmiş yeni bir dinî tutum geliştirirler.[35] Başka bir araştırmacı olarak Gruber de "ruhsal açılma ve oturganlaşma" kavramıyla tasvir ettiği son ergenlik dönemini, dini tutumların belirginleşmesi açısından Spranger’in sınıflamasına benzer bir sınıflamayla tanımlamaktadır.[36]

Dinî tutumların belirginlik kazanması, bireye göre değişebilen belirli bir gelişim süreci gerektirir. Bu süreçte duygusal ve zihinsel faktörlerin rolü oldukça büyüktür. Çünkü ergen, hayatının en önemli kararlarını almak zorundadır. O, ancak çocukluk ile ergenlik dinî değerleri arasında uyuşma sağladıktan sonra, dinî anlayışını tüm tutumlar üzerinde merkezi bir konuma getirebilir[37]. Diğer taraftan bu devrede, gelişim ritminin bunca çeşitlilik arz eden yapısını eski yapıya çevirmek mümkün değildir. Çünkü ergen, ileriye dönük büyük ölçüde istikrar kazanmış önemli bir değişim yaşamıştır[38].

Olumlu şartlar altında tutumlarını temellendirmiş olan ergenin, kendine olduğu kadar başkalarına ve başka fikirlere karşı, önceden mevcut tutumlarında önemli değişmeler ortaya çıkar. İçinde bulunduğu yeni gelişim dönemine uygun olarak önceden tahammül edemediği kişiler ve fikirler karşısında daha olgun, daha toleranslı ve daha yapıcı bir kişilik geliştirmiş durumdadır. Yine o, dini kabullerine ve bütün diğer sahip olduklarına, hayata ve geleceğine daha açık ve olumlu bir bakış açısı kazanmıştır.

B- Ahlâk Gelişimi:

Ergenlikten önce tam anlamıyla olgunlaşmış bir ahlâk yapısından söz etmek mümkün değildir. Zira, büyük ölçüde soyut işlemlerle ilgili ahlâkî kabullerin kavranıp benimsenmesi, yeterli ve uygun bir zihinsel gelişime bağlıdır. Buna göre ahlâkî olgunluğa yöneliş, ancak soyut düşüncenin başladığı 12. yaştan itibaren mümkündür. Ergenlikte ahlâk gelişimi, dini gelişim ile paralel bir yapılanmaya sahiptir. Her iki süreç birbirini hem destekler, hem de olgunlaştırır.

1- Ahlâkî Kavramların Gelişimi

Gelişim özelliği açısından tedrici bir yapılanmayı karakterize ettiği için ahlâk gelişimi de birbirini tamamlayan aşamalar halinde ele alınmaktadır: Bu noktada Dewey, Piaget ve Kohlberg, ortaya koydukları ahlâk teorileri ile en fazla dikkat çeken bilim adamları arasında haklı bir üne sahiptirler.[39] Öne sürdükleri fikirlerden hareket ettiğimizde hemen tüm ahlâk araştırmacılarının şu görüş üzerinde birleştikleri söylenebilir: Ahlâk olgunluğuna ulaşabilmek için yorumlama, kavramlar geliştirebilme, genellemelerde bulunabilme gibi bir takım yeteneklerin gelişmesi gerekir ki, bu da ancak 14 ve 15. yaşlardan sonra ortaya çıkar[40]. Bu aşamaya ulaşmış fertlerin ahlâkî kabullerinin ardında, ceza korkusundan çok insan onuruna yaraşır ahlâki davranışa uygunluk ve huzurlu bir hayatın temininde ahlâk prensiplerinin zorunluluğuna dair içten bir inanç yatar

Çocukluk döneminde henüz kişiliği kontrol edebilecek bir olgunluğa ulaşamadığı için vicdanın fonksiyonunu yetişkinler yerine getirir. Ancak, çocukluk döneminden ergenlik dönemine geçiş sürecinde zihinsel ve duygusal alanda ortaya çıkan değişmeler, vicdan gelişimini de hızlandırır. Vicdan gelişimindeki ilerleme,  iç kontrole, kendine sahip olmaya, daha bağımsız fakat daha dikkatli ve sorumlu davranmaya yönlendirir. Çünkü bu aşamada, suçluluk ve günahkarlık duygusu güç kazanır.[41] Bir taraftan bu tür duygularla karşı karşıya gelme endişesi, diğer taraftan ise, ahlâk kurallarına uymanın sağladığı huzur ve avantajlar ergeni, dinî-ahlâkî değerlere daha fazla yaklaştırdığı gibi, doğruya bağlılığını da pekiştirir.

Özellikle adalet duygusunun etkinlik kazanmasıyla ergenlerin büyük çoğunluğu, doğruluğa ve dürüstlüğe büyük bir önem verir. Bu aşamada ergenler, geliştirdikleri hemen tüm ilişkilerinde bu yeni yapılanmayı esas alırlar, çevrelerinde gelişen tüm olayları, uzak-yakın şahısların tüm davranışlarını adalet ölçüleri doğrultusunda yargılarlar. Karşılaştıkları haksızlıklara hemen tepki gösterirler ve çoğu zaman hislerine hakim olamazlar.[42] Özellikle sevilen ya da daha önce ideal olarak benimsenen şahıslarda gördükleri beklenmedik olumsuz tutum ve davranışlar, ergenleri düş kırıklığına uğratır. Bu aşamadaki ergenlerin önemli bir bölümü, bin yandan başkalarını eleştirirken, diğer yandan kendilerini de savundukları ahlâk kuralları doğrultusunda yeniden düzenlemeye çalışırlar.

Dönemin tüm karmaşık yapısına rağmen ahlâkî olgunluğun ortaya çıktığı aşamada ergen, hayatının hiçbir döneminde görülemeyecek ölçüde güzelliğe, iyilik ve doğruluğa, yücelik ve erdemliliğe, adalet ve dürüstlüğe önem verir. Kişiliğinde ortaya çıkan bu yeni yapılanma, dine yönelişinde küçümsenemeyecek katkılarda bulunur.[43] Bununla birlikte ahlâki olgunlaşma ile dini olgunlaşma arasında, ayrılmaz bir bağımlılık yoktur. Başka bir ifade ile ahlâk olgunluğu, din olgunluğunun ne mutlak nedeni ne de mutlak sonucudur. Ancak bu iki olgu, daha önce de ifade ettiğimiz gibi birbirini destekler, zenginleştirir ve olgunlaştırır.

2- Suçluluk ve Günahkârlık Duygusu

Ergenlik dönemi ahlâk gelişiminde etkin karakteristik duygulardan birisi şüphesiz "suçluluk ve günahkârlık" duygusudur. Her ne kadar evrensel bir karakter taşıyorsa da suçluluk duygusu, özellikle ergenlik döneminde yaşanan en yoğun duygular arasında yer alır. Ergen, içerisinde yaşadığı karmaşık durum nedeniyle ister-istemez bu duyguyla yüz yüze gelir, eziklik duyar; üzülür. Derinden hissettiği pişmanlığın etkisiyle kendine karşı öfkelenebilir; çevresine uyumu kaybedebilir.

"Gerçek benlik" ile "İdeal benlik" arasında çıkan çatışmadan kaynaklanan ya da başka bir deyişle, kişinin kendi kabulleri ile toplumun kabul ve değerleri arasındaki uyuşmazlıktan doğan suçluluk duygusu[44], içerisinde bulunduğu duruma bağlı olarak ergende girişimci gücü körelten; kendi ötesine aşmayı engelleyen ve  huzursuzluğu tırmandıran çeşitli tecrübeler yol açabilir.

Suçluluk duygusu, ahlâki kabullerde bir çatışmanın ya da uyuşmazlığın var olduğuna işaret ederek, doğru davranma konusunda vicdanın uyarısına aracılık eder. Böylece birey vicdanı tarafından mahkum edilmiş olur. Aşırı güç kazandığı durumlarda bu duygu, ergenin kişiliğinde önemli bozukluklara neden olabilir.[45] Ancak, uygun ölçülerde olduğu takdirde bu duygu, bilinçlenmede, yeniden yapılanmada ve doğruya yönelmede güçlü bir motif olarak eşsiz bir hizmet de görebilir.[46] Suçluluk duygusuna bu açıdan yaklaştığımızda, onun sosyo-kültürel hayattaki değerini takdir edebiliriz.

Cinsellik güdüsünün yol açtığı ahlâki problemler, bencillik ve diğergamlık arasındaki çatışmalar,[47] aşırı sorumluluk, aşırı tenkit görme ve aşırı müsamahasızlık[48] gibi hususlar suçluluk duygusuna kaynaklık eden başlıca faktörler arasında zikredilebilir.

Suçluluk duygusu karşısında birey kendini, hem vicdanı, hem de toplum otoritesi tarafından mahkûm edilmiş hisseder. Bu çift mahkemenin huzurunda o, bunalır ve sıkıntı duyar. İçinde bulunduğu ıstırap verici durumdan kurtulmak amacıyla birey ruhunun derinliklerinde suç ve hatasını itiraf ihtiyacı duyar; durumunu telafi edecek olumlu yönelişlerde bulunur.[49] Böylece vicdanından gelen baskıyı hafifletme ya da giderme imkanına kavuşur. İnançlı kimselerde bu baskı, toplumun ahlâkî otoritesinin yerine "ilahi mahkeme"nin varlığına inançtan kaynaklanır. Bu durumda Allah’a yönelme dolaylı olarak mevcuttur.[50] Bu durumda dindar, işlediği suç ya da hatadan ötürü kendini, vicdanını yanında İnandığı Tanrı karşısında da mahkum edilmiş hisseder.

Günahkarlık duygusuyla ifade edilen suçluluğun bu yeni boyutunda birey, dinin emir ve yasaklarına aykırı davranmaktan doğan bir eziklik ve pişmanlık duyar. Günahkarlık duygusu, uzun süreli manevi bir yapılanmanın ürünüdür.[51] Buna göre dini şuurdan önce gerçek anlamda bir günah şuurundan bahsetmek zordur.

Gruber'e göre ergenlik dönemi dini şüphelerin önemli nedenlerinden birisi, dönemin dini gelişiminin bir niteliği olarak ergenin Tanrı karşısında aşk ve kaygı, sevinç ve korku gibi çift yönlü duyguları birlikte yaşamasıdır. Böyle bir atmosferde ergen, Tanrıyı hem ürkütücü hem de kendine çekici gizemli bir varlık olarak algılar.[52]

Bu tür duyguların ergen tarafından derinden hissedilmesi, onda oto kontrolün ve vicdanın ne kadar etkin olduğunun bir göstergesidir. Bu manâda ele alındığında suçluluk ve günahkârlık duygusu, makul ölçüler dahilinde ergenleri doğruya ulaştırmada önemli bir rol oynayabilir. Basit ve sırada bir suçluluk duygusundan farklı olarak günahkarlık duygusunda sadece suçu itiraf ve pişmanlık duygusu yoktur. Bunlara ilave olarak günahkarlık duygusunda, her şeyden önce günahın etkilerini gidermeye ve suçu telafiye yönelik güçlü bir arzu ve çaba söz konusudur.[53] Diğer taraftan, dine yaklaştıran duygular arasında günahkarlık duygusunun yeri büyüktür. Gerçekte bu duyguların etkileri duruma göre olumlu veya olumsuz olmak üzere çift yönlüdür. Etkinin niteliğini, önceki yaşantılar belirleyebileceği gibi, ferdin o anda içinde bulunduğu psikolojik durumun da belirler.

BİBLİOGRAFYA

-ARGYLE, M; "Dinin Yedi Psikolojik Temeli" (Çev. M. Dağ), Eğitim Hareketleri Dergisi, C. XXII, S. 2, Ankara 1978, (7-13).

-ARMANER, Neda; Psikopatolojide İlk Dinî Belirtiler, Demirtaş Yay., Ankara 1973.

_____ ; Din Psikolojisine Giriş I, Ayyıldız Matb., Ankara. 1980.

-AY, Mehmet Emin; Çocuklarımıza Allah'ı Nasıl Anlatalım, Ankara 1987.

-BAHADIR, Abdülkerim; Ergenlik Döneminde Dini Şüphe ve Tereddütler, (Yayınlanmamış Yüksek Lisasns Tezi), U.Ü. Sos. Bil. Enst. Bursa 1994.

-BİLGİN, Beyza; "Gençlik ve Din Eğitimi", M.E.B. Din Öğretimi Dergisi, S. 10, Ankara 1987, (22-31).

-BOVET, Pierre; Din Duygusu ve Çocuk Psikolojisi (Çev. S. Odabaş), T.T.K. Basımevi, Ankara 1958.

-BUCHER, Anton - OSER, Fritz; Hauptsrömüngen in der Religionspsychologie, Paedagogisches Institut, Deutsche Abteilung, Institut der Paedagogie, Freiburg 1996.

-BÜHLER-SPİEGEL-THOMAS; "Ergenlik Dönemine Toplu Bir Bakış" (Çev. S. Zeytinoğlu), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Ankara 1987,,       (87-104).

-CLARK, Walter Houston; "Çocukluk Dönemi Dinî" (Çev. N. Armaner), A.Ü.İ.F. Dergisi, C. XXIV, Ankara 1981, (175-185).

____ ; "Ergenlik ve Gençlik Çağında Din" (I), (Çev. M. Dağ), Eğitim Hareketleri Dergisi, C. XXII, S. 256-257, Ankara 1977, (11-20).

____ ; "Ergenlik ve Gençlik Çağında Din" (II), (Çev. M. Dağ), Eğitim Hareketleri Dergisi, C. XXII, S. 258-259, Ankara 1977, (3-9).

-CÜCELOĞLU, Doğan; İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, İst. 1991.

-ÇAĞLAR, Kemal; Ergenlik Çağındaki Gençlerin Dinî Şüphe ve Tereddütleri, (Bitirme Tezi), U.Ü.İ.F., Bursa 1986.

-ÇİLELİ, Meral; Ahlâk Psikolojisi ve Eğitimi, V Yayınları, Ankara 1986.

-ÇİLELİ, Meral; "Ergenlikte Ahlâk Gelişimi", Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur),         2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 265-286.

-EKŞİ, Aysel; Çocuk Genç Ana Babalar, Bilgi Yayınları, Ankara 1990.

____ ; Gençlerimiz ve Sorunları, İ.Ü. Yay., İst. 1982.

-FETZ, R.- Reich, K.- Valentin,.P.; "Weltbildentwicklung und Gottesvorstellung", Religionspsychologie, Hrsg. E. Schmitz, Hogrefe Verl., Göttingen 1992,       (101-130)

-FIRAT, Erdoğan; Üniversite Öğrencilerinde Allah İnancı ve Din Duygusu, (Basılmamış Doktora tezi), A.Ü.İ.F., Ankara 1977.

-GARRİSON Ray C. - GARRİSON Karl C.; "Ergenliğin Anlamı ve Tarihsel Gelişimi" (Çev. U. Öner), A.Ü.E.B.Fak. Dergisi, C. XVII, S. 1,  Ankara 1983, (87-97).

-GROM, Bernhard - SCHMİDT, Josef; Auf der Suche nach dem Sinn des Lebens, 4. Auflage, Verlag Herder, Freiburg-Basel-Wien 1979

-GROM, Bernard; Religionspsychologie, Kosel-Verlag. GmbH, München und Vandenhoeck 1992.

-GRUBER, A.; "Ergenlik Çağı Gençlerinde Dinî Gelişme" (Çev. H. Hökelekli), Hareket Dergisi, Ankara, Kasım-Aralık 1979, (15-20).

-GUİLLAUME, Paul; Psikoloji (Çev. R. Şemin), İ.Ü.E.F.Yay., İstanbul 1970.

-GÜRSES, İbrahim; Genç Psikolojisinde Din-Bilim Çatışmasının Motifleri ve Etkileri (Bitirme Tezi), U.Ü.İ.F., Bursa 1987.

-HOLM, Nils G.; Einführung in die Religionspsychologie, Ernst Reinhart Verlag, München-Basel 1990.

-HÖKELEKLİ, Hayati; "Dinî Kişiliğin Kuruluşunda İradenin Rolü", Diyanet Dergisi, C. XIX, S. 2, Ankara 1985, (16-28).

____ ; "Ergenlik Döneminde Dinî Şüpheler", M.E.B. Din Öğretimi Dergisi, S. 14, Ankara 1988,(73-82).

____ ; Din Psikolojisi, T.D.V. Yay., Ankara 1993.

-HURLOCK, Elizabeth B; "Ergenlikte Beden Gelişimi" (Çev. G. Günçe), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, (105-139).

-JERSİLD, Arthur, T.; Gençlik Psikolojisi (Çev. İ.N.Özgür), 2. Baskı, Gün Matb., İst. 1974.

-KAĞITCIBAŞI, Çiğdem; İnsan ve İnsanlar, 7. Baskı, Evrim Bas. Yay., İst. 1988.

-KENTEL, Ferhat; "Dinin Anlamı, Anlamları ya da Yeniden Rüyaya Doğru" , Bilgi ve Hikmet, İz Yay., S.1, İst. 1993, (50-58).

-KIZILAY, Mehmet; Suçluluk ve Günahkârlık Duyguları, (Bitirme Tezi), U.Ü.İ.F., Bursa 1985.

-KULA, Naci; Kimlik ve Din (Basılmamış Doktora Tezi). U.Ü.Sos. Bil. Enst., Bursa 1993

-MARDİN, Şerif; Din ve İdeoloji, 6. Baskı, İletişim Yay., İst. 1993.

-MELİCî, Abdulaziz A.; Tatavvuru'ş-Şuuri'd-Dinî inde't-Tıfl ve'l-Mürâhik, Daru'l-Maarif, Mısır 1955.

-ÖCAL, Mustafa; Din Eğitimi ve Öğretiminde Metodlar, T.D.V. Yay., Ankara 1990.

-ÖZBAYDAR, Belma; Din ve Tanrı İnancının Gelişmesi Üzerine Bir Araştırma, İ.Ü. Tecrübî Psikoloji Enstitüsü, İst. 1990.

-ÖZGÜ, Halis; Genç Erkek Psikolojisi, Özgü Yayınevi, İst. 1973.

-PAZARLI, Osman; Din Psikolojisi, Remzi Kitabevi, Ankara 1982.

-PEKER, Hüseyin; Din Psikolojisi, Sönmez Yayınevi, Samsun 1993.

-SCHMİD, Lore; Religiöses Erleben Unserer Jugend, Evangelischer Verlag, AG. Zollikon, Switzerland 1960.

-SELÇUK, Muallâ; Çocuğun Eğitiminde Dinî Motifler, TDV. Yay., Ankara 1990.

-SPRANGER, Eduard; Psychologie des Jugendalters, 26. Auflage, Heidelberg 1960.

-STARBUCK, Edwin Diller; Religions- Psychologie, Alfred Kröner Verlag in Leibzig, Schweiz ts.

-ŞENTÜRK, Habil; "Din Duygusu Dinî Şuur ve Şahsiyet Gelişmesi", M.E.B. Din Öğretimi Dergisi, S. 10, Ankara 1987, (37-40).

-VERGOTE, Antoine; "Çocuklukta Din", (Çev. E. Fırat), Ankara Üniv. İlahiyat Fak. Dergisi, C. XXII, Ankara 1978, (315-330).

-WİLBER, Ken; Der Glaubende Mensch, Goldman Verl., München 1988

-YAPAREL Recep; "Depresyon ve Dini İnanç ile Tabiatüstü Nedensel Yüklemeler Arasındaki İlişkiler", Dokuz Eylül Üniv. İlahiyat Fak. Dergisi, S. 8, İzmir 1994, (275-299).

-YAVUZ, Kerim; Çocukta Dinî Duygu ve Düşüncenin Gelişmesi, D.İ.B. Yay., Ankara 1983.

-YÖRÜKOĞLU, Atalay; Gençlik Çağı, 3. Baskı, T.C. İş Bankası Kültür Yay., Ankara 1986.

 

[1] Bkz. Sranger, Eduard; Psychologie des Jugendalters, 26. Auflage, Heidelberg 1960 s.256-261; Gruber,A.; "Ergenlik Çağı Gençlerinde Dinî Gelişme" (Çev. H. Hökelekli), Hareket Dergisi, Ankara, Kasım-Aralık 1979,s. 15-20; Hökelekli, Hayati; Din Psikolojisi,  T.D.V. Yay., Ankara 1993, s. 251-288; Kula, Naci; Kimlik ve Din (Basılmamış Doktora Tezi). U.Ü.Sos. Bil. Enst., Bursa 1993, s. 33-40; Bahadır, Abdülkerim; Ergenlik Döneminde Dini Şüphe ve Tereddütler, (Yayınlanmamış Yüksek Lisasns Tezi), U.Ü. Sos. Bil. Enst. Bursa 1994, s.30-34

[2] Geniş bilgi için bkz.Wilber, Ken; Der Glaubende Mensch, Goldman Verl., München 1988, 33-35

[3] Clark W.H., "Çocukluk Dönemi Dinî" (Çev: N. Armaner), A.Ü. İ.F.D., C. XXIV, Ankara 1981,s.181-182.

[4] Geniş bilgi için bkz. Bovet, Pierre; Din Duygusu ve Çocuk Psikolojisi (Çev. S. Odabaş), T.T.K. Basımevi, Ankara 1958, s. 14-15; Pazarlı, Osman; Din Psikolojisi, Remzi Kitabevi, Ankara 1982, s. 9-4; Özbaydar, Belma; Din ve Tanrı İnancının Gelişmesi Üzerine Bir Araştırma, İ.Ü. Tecrübî Psikoloji Enstitüsü, İst. 1990, s.6,

[5] Geniş bilgi için bkz. Holm, Nils G.; Einführung in die Religionspsychologie, Ernst Reinhart Verlag, München-Basel 1990, s. 77; Armaner,Neda; Din Psikolojisine Giriş I, Ayyıldız Matb., Ankara. 1980, s. 84;  Yavuz, Kerim; Çocukta Dinî Duygu ve Düşüncenin Gelişmesi, D.İ.B. Yay., Ankara 1983, s. 65-70

[6] Geniş bilgi için bkz. Yavuz, a.g.e, s. 193-230; Peker, Hüseyin; Din Psikolojisi, Sönmez Yayınevi, Samsun 1993, s. 49-51.

[7] Spranger, a.g.e, s. 57; Armaner, a.g.e, s. 93; Özbaydar, a.g.e, 57; Hökelekli, a.g.e, s. 72-68; Hökelekli, Hayati; "Dinî Kişiliğin Kuruluşunda İradenin Rolü", Diyanet Dergisi, C. XIX, S. 2, Ankara 1985, s. 26.

[8] Bkz. Peker, a.g.e, s. 80.

[9] Şentürk, Habil; "Din duygusu, Dini Şuur ve Şahsiyet Gelişmesi", M.E.B. Din Öğretimi Dergisi, S. 10, Ankara 1987, s. 37

[10] Geniş bilgi için bkz. Ekşi, Aysel; Çocuk Genç Ana Babalar, Bilgi Yayınları, Ankara 1990, s. 64; Ekşi, Aysel; Gençlerimiz ve Sorunları, İ.Ü. Yay., İst. 1982, s. 40; Selçuk, Mualla; Çocuğun Eğitiminde Dinî Motifler, TDV. Yay., Ankara 1990, s. 56; Hökelekli, a.g.e, 110-111; Kentel, Ferhat; "Dinin Anlamı, Anlamları ya da Yeniden Rüyaya Doğru" , Bilgi ve Hikmet, İz Yay., S.1, İst. 1993, s. 55; Argyle, "Dinin Yedi Psikolojik Temeli" (Çev. M. Dağ), Eğitim Hareketleri Dergisi, C. XXIII, S. 272-273, Ankara 1978, s. 11-12; .

[11] Bkz. Kula, a.g.t, 154-164; Yaparel Recep; "Depresyon ve Dini İnanç ile Tabiatüstü Nedensel Yüklemeler Arasındaki İlişkiler", Dokuz Eylül Üniv. İlahiyat Fak. Dergisi, S. 8, İzmir 1994, 279.

[12] Mardin. Şerif; Din ve İdeoloji, 6. Baskı, İletişim Yay., İst. 1993, s. 30,65; Kula, a.g.t, 67-68; Argyle, a.g.m, s. 13-14; Fetz, R.- Reich, K.-Valentin,.P.; "Weltbildentwicklung und Gottesvorstellung", Religionspsychologie, Hrsg. E. Schmitz, Hogrefe Verl., Göttingen 1992, 126-128; Bilgin Beyza; "Gençlik ve Din Eğitimi", M.E.B. Din Öğretimi Dergisi, S. 10, Ankara 1987, s. 27-29.

[13] Clark, W.H;"Ergenlik ve Gençlik Çağında Din" (I), (Çev. M. Dağ), Eğitim Hareketleri Dergisi, C. XXII, S. 256-257, Ankara 1977, s. 17; Hökelekli a.g.e, s. 295.

[14] Bkz. Hökelekli, a.g.e, 115-117.

[15] Hökelekli, a.g.e, s.101-102

[16] Argyle, a.g.m, s. 8; Armaner, a.g.e, s. 104; Hökelekli, a.g.e, s. 112-115.

[17] Argyle, a.g.m, s. 9-10; Hökelekli, a.g.e, s. 294.

[18] Geniş bilgi için bkz. Hökelekli, a.g.e, s. 118-119; Öcal, Mustafa; Din Eğitimi ve Öğretiminde Metodlar, T.D.V. Yay., Ankara 1990, s. 74-77.

[19] Guillaume, Paul; Psikoloji (Çev. R. Şemin), İ.Ü.E.F.Yay., İst. 1970, s. 279.

[20] Bkz. Fowler, James W.; Stufen des Glaubens, Gütersloher Verlaghaus, Gütersloh 1991, s. 180.

[21] Hökelekli, a.g.e, s. 268-269; Gruber, a.g.m,, s. 15.

[22] Hökelekli, a.g.e, s. 268-269.

* Bkz. Bahadır, Abdülkerim; Ergenlik Döneminde Dini Şüphe ve Tereddütler” (Yayinlanmamış Yüksek Lisans Tezi), U.Ü. Sos. Bil. Enst.,  Bursa 1994, s. 92-93.

[23] Özbaydar, a.g.e, s. 13; Jersild, Arthur, T.; Gençlik Psikolojisi (Çev. İ.N.Özgür), 2. Baskı, Gün Matb., İst. 1974, s. 388. Hökelekli, a.g.e, s. 271; Bahadır, agt, s. 104-106.

[24] Hökelekli, a.g.e, s. 271.

[25] Jersild, a.g.e, s. 388.

[26] Schmid, Lore; Religiöses Erleben Unserer Jugend, Evangelischer Verlag, AG. Zollikon, Switzerland 1960, s. 67-68; Peker, a.g.e, s. 80; Özbaydar, a.g.e, s. 13; Fırat, Erdoğan; Üniversite Öğrencilerinde Allah İnancı ve Din Duygusu, (Basılmamış Doktora tezi), A.Ü.İ.F., Ankara 1977, s. 40.

[27] Bkz. Hökelekli, Hayati; "Ergenlik Döneminde Dinî Şüpheler", M.E.B. Din Öğretimi Dergisi, S. 14, Ankara 1988, s. 75-76; Özbaydar, a.g.e, s. 14.

[28] Armaner, Neda; Psikopatolojide İlk Dinî Belirtiler, Demirtaş Yay., Ankara 1973, s. 15; Hökelekli, a.g.m, s. 77-79; Peker a.g.e., s. 145 vd.; Bahadır, agt, s. 106.

[29] Starbuck, Edwin Diller; Religions-Psychologie, Alfred Kröner Verlag in Leibzig, Schweiz ts., s. 262; Jersild, a.g.e, s. 383, 386; Armaner, Din Psikolojisine Giriş, s 166; Hökelekli, a.g.m, 79; Bilgin, a.g.m, s. 26; Gürses, İbrahim, Genç Psikolojisinde Din-Bilim Çatışmasının Motifleri ve Etkileri, (Bitirme Tezi), U.Ü.İ.Fak., Bursa 1987, s.14

[30] Jersild, a.g.e, s. 392.

[31] Öcal, a.g.e, s. 142; Peker, a.g.e, s. 108; Hurlock, Elizabeth B; "Ergenlikte Beden Gelişimi" (Çev. G. Günçe), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 113.

[32] Bkz. Schmied, a.g.e, s. 68; Özbaydar, a.g.e, s. 16; Armaner, a.g.e, s. 108; Hökelekli, a.g.e, s. 280-281; Özgü, Halis; Genç Erkek Psikolojisi, Özgü Yayınevi, İst. 1973, s. 174.

[33] Ailenin dini gelişim üzerindeki etkileri için bkz. Grom, a.g.e, s. 239-241; Jersild, a.g.e, s. 383-386; Armaner, a.g.e., s. 95, 155-163; Yavuz, a.g.e, s. 44-47, 62,63,106; Ay, Mehmet Emin; Çocuklarımıza Allah'ı Nasıl Anlatalım, Ankara 1987, s. 54-55; Peker, a.g.e, s. 105; Vergote, Antoine; "Çocuklukta Din", (Çev. E. Fırat), Ankara Üniv. İlahiyat Fak. Dergisi, C. XXII, Ankara 1978, s. 17; Clark, "Çocukluk Dönemi Dini", s. 180-181.

[34] Arkadaş ve grup çeveresinin dini gelişim üzerindeki etkileri için bkz. Grom, Bernard; Religionspsychologie, Kosel-Verlag. GmbH, München und Vandenhoeck 1992, s. 45-66; Yavuz, a.g.e, s. 44,63,128; Anmaner, a.g.e, s. 44, 163-168; Kula, a.g.t, s. 66.

[35] Spranger, a.g.e, s. 266-267.

[36] Gruber, a.g.m, 19; Hökelekli, a.g.e, s. 280-281.

[37] Özbaydar, a.g.e, s. 15, 61; Hökelekli, a.g.e; s. 280; Armaner, a.g.e, s. 108; Öcal, a.g.e, s. 144; Fırat, a.g.t,  s. 42; Kula , a.g.t,  39-40; Çağlar, Kemal; Ergenlik Çağındaki Gençlerin Dinî Şüphe ve Tereddütleri, (Lisans Tezi), U.Ü.İ.F., Bursa 1986, s. 14.

[38] Spranger, a.g.e, s. 266.

[39]Teorilerle ilgili geniş bilgi için bkz. Çileli, Meral; Ahlâk Psikolojisi ve Eğitimi, V Yayınları, Ankara 1986, s. 22-69; Çileli, Meral, "Ergenlikte Ahlâk Gelişimi", Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 268-272; Holm, a.g.e, s. 86-91; Bucher, Anton - Oser, Fritz; Hauptsrömüngen in der Religionspsychologie, Paedagogisches Institut, Deutsche Abteilung, Institut der Paedagogie, Freiburg 1996, 23-25, 26-27; Cüceloğlu, Doğan; İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, İst. 1991, s. 353- 354; Kağıtçıbaşı, Çiğdem; İnsan ve İnsanlar, 7. Baskı, Evrim Bas. Yay., İst. 1988, s. 247-254; Yörükoğlu, Atalay; Gençlik Çağı, 3. Baskı, T.C. İş Bankası Kültür Yay., Ankara 1986, s. 41-42.

[40] Bkz. Clark, W.H, "Ergenlik Çağında Din"  (II) (Çev. M.Dağ) Eğitim Hareketleri Dergisi, C. XXII, S. 258-259, Ankara 1977, s. 5; Çileli, a.g.e, s. 57-58; Çileli, a.g.m, s. 254; Yörükoğlu, a.g.e, s. 42-43

[41] Armaner, a.g.e, s. 101-102.

[42] Bkz. Garrison Ray C. - Garrison Karl C.; "Ergenliğin Anlamı ve Tarihsel Gelişimi" (Çev. U. Öner), A. Ü. E. B. Fak. Dergisi, C. XVII, S. 1,  Ankara 1983, s. 96; Armaner, a.g.e, s. 102.

[43] Bilgin, a.g.m, s. 27-29; Bühler -Spiegel-Thomas; "Ergenlik Dönemine Toplu Bir Bakış" (Çev. S. Zeytinoğlu), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Ankara 1987, s. 100.

[44] Bkz. Hökelekli, a.g.e, s. 104-105.

[45] Jersild, a.g.e, s. 417-419.

[46] Bkz. Clark, "Ergenlik ve Gençlik Çağında Din II", s. 5; Hökelekli, a.g.e, s. 106.

[47] Hökelekli, a.g.e, s. 104,

[48]Jersild, a.g.e, s. 417,

[49] Bkz. Grom, Bernhard - Schmidt, Josef; Auf der Suche nach dem Sinn des Lebens, 4. Auflage, Verlag Herder, Freiburg-Basel-Wien 1979, s. 51.

[50] Bkz.Hökelekli, a.g.e, s. 105; Ayrıca konuyla ilgili geniş bilgi için bkz. Kızılay, Mehmet, Suçluluk ve Günahkârlık Duyguları, ( Bitirme Tezi), U.Ü.İ.Fak., Bursa 1985, s. 5. vd.

[51] Hökelekli, a.g.e, s. 106.

[52] Gruber, a.g.m, s. 15.

[53] Hökelekli, a.g.e, s. 105-106; Grom, a.g.e, s. 51

 
 ARŞİV
 
 OCAK 04 MART 04  MAYIS 04
 EYLÜL 04  ŞUBAT 05 
   
   
 
 

 

Karadeniz FM
BeOnAir Radio
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Trabzon'da Hava Durumu
 
Taşkıran Resmi Sitesi © Copyright - Tüm hakları saklıdır.