- Abdülkerim BAHADIR -

 

 
 E - Posta : akerim@selcuk.edu.tr   

 

 

TEMEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ AÇISINDAN ERGENLİK DÖNEMİ

 

İnsan hayatında doğumdan ölüme uzanan bireysel gelişim süreci, genel anlamda çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık olmak üzere başlıca dört farklı gelişim döneminden oluşmaktadır. İç içe geçmiş aşamalara bağlı olarak her gelişim döneminde, kendine özel bir takım değişmeler gündeme gelir. Biyolojik-fizyolojik, psikolojik-zihinsel ve toplumsal-kültürel bağlamda ifade edilebilen söz konusu değişmeler, bedensel ve ruhsal açıdan sağlıklı bir gelecek kurmasında birey için hayatî bir önem arz eder. Her hangi bir gelişim döneminde beliren eksiklikler, doyumsuzluklar ya da çözümlenememiş krizler, daha sonraki dönemleri büyük ölçüde olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu yazıda ele alınan ergenlik dönemi, kendine özel dinamikleriyle ortaya çıkan gelişmeler açısından kavramsal bir çerçevede incelenmektedir. Buna göre çocukluk döneminden yetişkinliğe geçişi ifade eden çok yönlü değişmeler, birbirini büyük ölçüde tamamlayan sistematik aşamalara bağlı olarak özetlenmektedir.

1-     Ergenlik  Kavramı

"Ergenlik" kavramı, Latince'de büyümek, olgunlaşmak anlamına gelen "adolescere" fiilinden türetilmiş "adolescens" kelimesine karşılık gelmektedir.[1] "Ergenlik Dönemi" terimi ile, bir kimsenin çocukluk çağından yetişkinlik çağına geçmek üzere bulunduğu bir geçiş evresi kastedilmektedir. Ergenlik dönemi, çocuğun bu döneme ulaştığına dair bedeninde ve psikolojik yapısında ortaya çıkan yeni bazı değişmelerle başlar ve belirli bir olgunluk düzeyine ulaşıncaya kadar devam eder.[2] Bu aşamadan sonra birey, yetişkin statüsünde kabul edilir. Başka bir ifade ile yıllar boyunca geçirdiği bunca deneyimlerin, kendisine oturmuş bir kişiliğe uygun yeni ve kalıcı roller kazandırmış olması beklenir.

Ergenler üzerinde önemli araştırmaları ile tanınan Amerikalı psikolog Stanley Hall, ergenliği bir bunalım dönemi; organik oluşumların yol açtığı ani ve derin gelişmelerin yaşandığı bir değişim örüntüsü olarak tasvir eder. Hall, ergenliği kimi zaman "yeniden doğuş" veya "ikinci doğuş" şeklinde;[3] kimi zaman da, "büyüme süreci içinde tüm fertler için kaçınılmaz olarak yaşanan, çocukluktan yetişkinliğe geçişi içeren çalkantılı ve stresli bir dönem" olarak tanımlar.[4]

Hollingshead, ergenlik döneminde bireyin davranışını, geçici bir davranış biçimi olarak kabul eder ve onun tamamen toplumun belirleyiciliği altında şekillendiğini iddia eder.[5] Hollingshead’ın Sosyolojist* anlayışına karşılık Hemming ve Goodenough gibi bazı araştırmacılar, ergenliği bir gelişim döneminden ziyade ferdin kendine has problemlerle karşılaştığı bir evre olarak kabul ederler.[6] Erikson bu gelişim dönemini, farklı kültür ve ortamlarda süre, yoğunluk ve tecrübe tarzı açısından çeşitlilik gösteren bir “kriz çözme süreci” olarak tanımlar. Ona göre ergenlikte duygusal, biyolojik ve fizyolojik değişiklikler yaşanmış olsaydı, dönemin etkileri bu denli şuurlu ve derin olarak algılanamazdı. Bu nedenle Erikson, çocukluktan yetişkinliğe geçişi ifade eden bu sürecinin, zorunlu olarak çevrenin beklentilerine uygun bir davranış değişikliğini; başka bir ifade ile bir “ergenlik alt kültürü”nü benimsemeyi gerektirdiği inancını taşır.[7]

Diğer taraftan bazı psikologlar ergenlik dönemini bir karşılaştırma ya da kıyaslama dönemi olarak  takdim ederler. Bu grupta yer alanlara göre ergenler, kendi kişisel gelişim özellikleri ile kendisi dışındakilerin sahip oldukları kişisel özellikler arasında karşılaştırmalarda bulunurlar, ideal gördükleri kimselere benzemeye çalışırlar.[8] Özdeşleşme kavramı ile dile getirilen ve çocukluk döneminden itibaren doğal olarak yaşanan bu eğilim, aşırı şekilde bastırıldığı taktirde, ergenin psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek saplantıların ortaya çıkmasına yol açabilir.

Yukarıda sıraladığımız tanımlamaların ortak özelliklerini göz önünde bulundurduğumuzda ergenliği, "biyolojik, psikolojik ve toplumsal alanlarda kritik gelişmelerin ortaya çıktığı; duygu, düşünce ve tutumlarda köklü değişmelerin izlendiği, davranış ve hareketlerde kararsızlık ve tutarsızlığın yaşandığı bir geçiş dönemi" olarak tanımlamak mümkün görünmektedir.

Ergenlik Psikolojisi ile ilgilenenlerin çoğunluğu, bu dönemin sınırları konusunda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Bunları belli-başlı iki grupta toplamak mümkündür: Bir grup araştırmacı, ergenliği belirli yaş aralıkları ile sınırlandırmayı tercih ederken; diğer bir grup ise bu devreyi, fizikî, coğrafî, ekonomik ve sosyal etkenleri temel alarak sınırlandırmaya gitmişlerdir. Bu iki grubun dışında, sınırlandırma kriteri olarak okul yıllarını dikkatte alıp değerlendirmelerini bu yönde yapanlar olmuşsa da bunlar, hem yeterince taraftar bulamamışlardır, hem de görüşleri ilim çevrelerince pek kabul görmemiştir. Zira bu grupta ismi geçenlerin ortaya koydukları araştırmalarda ergenlerin yaşları belirtilmediği gibi, onların aynı yaş grubunda yer alıp almadıkları da tespit edilmemiştir. Aralarındaki belirleyici ortak özellik, aynı sınıfı paylaşmaktan öteye geçmemiştir.[9]

Ergenliğin sınırları noktasında yaş değişkenini esas alan görüşler, başladığı ve sona erdiği yaşlar açısından aralarındaki farklılıklara rağmen, 13-21 yaş aralıkları çerçevesinde yoğunlaşmaktadır.[10] Böyle olmakla birlikte konuyla ilgilenen pek çok psikoloğun gelişim süreci olarak ergenliği, ön ergenlik (buluğ öncesi/yeniyetmelik) adıyla bilinen bir devreyi de içine alan, biyolojik, fiziksel ve toplusal değişmelerle yedi-sekiz yıl kadar süren bir dönem olarak kabul ettikleri görülmektedir.[11]

Özellikle geçtiğimiz asrın başlarından itibaren sosyal bilimler alanında ortaya çıkan yeni gelişmelere paralel olarak Gelişim Psikolojisi alanında da farklı yaklaşımlar ileri sürülmüştür. Örneğin 1934 yılında ABD’de Amerikan Sosyoloji Derneği Araştırma Komitesi öncülüğünde psikolog, psikiyatr, sosyolog, antropolog ve eğitimcilerden oluşan bir grup araştırmacı, yeni gelişmeleri değerlendirmek üzere bir araya gelmişlerdir. Bu toplantıda benimsenen ortak görüşler uyarınca ergenlik dönemi, belirli yaşlar arasında sıkıştırılmış bir dönem olmanın ötesinde “sosyal bir fenomen” olarak kabul edilmiş; davranışların sadece biyolojik faktörlerin etkisiyle değil, aynı zamanda sosyal faktörlerin etkisiyle de şekillendiği ileri sürülmüştür.[12]

Bu yaklaşım, ergenliğin çocuğun cinsel olgunluğa adım atmasından 21’inci yaşın sonuna kadar sürdüğüne dair geleneksel kabulü değiştirmiş, dönemin kendi içerisinde ortaya çıkan gelişmelere göre birbirini tamamlayan farklı aşamalar halinde incelenmeye başlanmasında etkili olmuştur.[13] Bütün bu gelişmelerin doğal bir uzantısı olarak ergenlik ile ilgili araştırmalar, öncekilere oranla daha sistematik ve tutarlı neticelere ulaştıracak bir karakter kazanmıştır.

2-     Ergenlik Döneminde Gelişim Aşamaları

Araştırma alanı olarak ergenliği seçmiş psikologların hemen hepsinin bu dönemi, içerdiği karakteristik farklılıklardan dolayı iki ya da üç aşamaya ayırdıklarını görüyoruz.[14] Pratik faydalarından ötürü biz de ergenlik dönemine ait gelişim aşamalarını; ön ergenlik, ilk ergenlik ve son ergenlik olmak üzere üç aşamada ele almayı uygun görüyoruz.

a)     Ön Ergenlik Dönemi ve Temel Özellikleri:

Ön Ergenlik, Latince'de bedenin çeşitli bölgelerinde kılların ortaya çıkması anlamına gelen "puberty" kavramı ile ifade edilmektedir.[15] Bu dönem, sakin bir tabiata sahip çocukluk döneminden, bunalım ve fırtınalar çağı olarak tanımlanan[16] ergenliğe geçişte bir ön basamak ya da hazırlık niteliği taşıyan çoğu zaman kısa, fakat sıkıntılı bir süreçten ibarettir.

Ön ergenliğin hangi yaş dilimleri arasında yer aldığı konusunda gelişim psikologları arasında fikir birliği olmadığı gibi, dönemin ne zaman başladığı hususunda da farklı görüşler ileri sürülmüştür. Örneğin Hurlock’a göre bu dönem 2-4 yaş aralığından başlayıp 18-19 yaşlara kadar herhangi bir yaşta yer alabilir. Ancak, gerçekleştirilen pek çok araştırmanın sonuçları değerlendirildikten sonra ortalama olarak bu yaş, 13-14 olarak tespit edilmiştir.[17] Yaygın kanaate göre ön ergenlik, 9-14 yaşları arasında yaşanan bir zaman dilimine karşılık gelmektedir[18] ve bireyin içinde bulunduğu koşullara göre değişmekle beraber 1-4 yıl kadar sürmektedir.[19] Yaş ile ilgili verilen bilgiler incelendiğinde, ortaya çıkan görüş farklılıklarında psikolojik ve sosyo-ekonomik şartlar, iklim ve coğrafi özellikler gibi çok yönlü değişkenlerin belirleyici rollere sahip olduğu görülür.

Ön ergenliğin temel nitelikleri konusunda psikoloji ekolleri, insana yönelik bakış açılarına uygun olarak farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.[20] Böyle olmakla beraber dönemle ilgili genel bir takım niteliklerden bahsedebiliriz: Her şeyden önce bu dönem, biyolojik anlamda cinsiyet niteliklerinin gelişimi ile ilgili yeni ve hızlı değişmelerin ortaya çıktığı en önemli dönemlerden biridir. Birincil cinsiyet özellikleri kavramıyla ifade edilen cinsel organlardaki değişmelerin ardından, özellikle göğüslerde, yüzde, kollarda, bacaklarda ve ses tonunda olmak üzere diğer pek çok alanda çocukluk döneminden farklı yeni gelişmeler dikkat çeker. Ön ergenlik döneminin biyo-fizyolojik belirtileri, kızlarda ay halinin görülmesi; erkeklerde gece boşalmaları ve her ikisinde ortak belirti olarak idrarda kimyasal değişikliklerdir.[21] Bu devre sonunda cinsel olgunluk büyük ölçüde tamamlanmış olur.

Biyolojik ve fizyolojik alanda hızlı değişmelerin hüküm sürdüğü bir geçiş evresi olarak bu dönem, sözü edilen değişmelerin doğurduğu karmaşanın etkisi altındaki ergeni, ailesi ve toplumsal çevresi ile karşı karşıya getirir, iletişim ve uyum problemleri baş gösterir. Fiziksel gelişmeye paralel olarak ergen, duygusal açıdan son derece hassaslaşır. Bu nedenle kendisine yönelik eleştiri, tenkit ve ithamlar karşısında, geçici de olsa tepkici bir yaklaşım sergiler. Zira onda, bağımsız kararlar almak ve tek başına hareket etmek arzusu, ön plana çıkmış durumdadır.

Ön ergenlerde dikkati çeken en önemli özelliklerinden biri, bilgiye ve bilgilenmeye aşırı düşkünlükleridir. Araştırmaya  yönelik merak ve ilgileri gittikçe güç kazanır. Bu evrede gelişen entellektüel kabiliyetlerin ardında daha çok zihinsel tatmin arzusu etkindir.[22] Soyut düşünme yeteneğinde ortaya çıkan hızlı gelişmeler, ergenin zihinsel süreçlerinde büyük bir zenginliğe yol açar. Olaylara ayrıntılarına kadar anlama çabasıyla yaklaşır. Daha önce dikkat etmediği pek çok husus, artık ilgi alanındadır. Ergen bir taraftan önceki düşüncelerinin gelişen olaylarla ne ölçüde bağdaştığını sınarken, diğer taraftan da her fırsatı değerlendirerek zihinsel etkinliğini ortaya koymaya çalışır.

Yukarıda dile getirilen nitelikler, genel nitelikler olmakla beraber her ergen tarafından tecrübe edilmeyebilir. Ayrıca bunların bir kısmı, ilk ergenlik döneminde ya da son ergenlik döneminde de ortaya çıkabilir. Bu noktada içinde bulunulan koşullara göre şekillenen bireysel farklılıklar belirleyicidir.

 

b)      İlk Ergenlik Dönemi ve Temel Özellikleri:

Ön ergenlik döneminin başlamasıyla ortaya çıkan biyolojik, psikolojik ve sosyal değişmelerin en yoğun olarak hissedilip yaşandığı bireysel gelişim aşaması, şüphesiz ilk ergenlik dönemine karşılık gelir. Bir bütün olarak ergenliğin en kritik aşaması olarak tanımlanan ilk ergenlik dönemi, döneme has temel gelişim özellikleri açısından kişilik, benlik[23] ve sosyal statü kazanma süreçlerini önemli derecede etkiler. Erikson'un tabiriyle bu çağ, insan hayatında "fiziksel ayaklanma"nın en güçlü olarak görüldüğü çağdır. Fiziksel güç açısından erkekler bu dönemde, kızlara göre daha erken olgunlaşırlar;[24] boy ve ağırlığın sürekli olarak arttığı göze çarpar; kas ve kemik dokularında belirgin bir gelişme kaydedilir.[25]

İlk ergenliğin genel olarak bunalımların ve kişilik problemlerinin yoğun olarak yaşandığı bir döneme işaret ettiği hususu, ergenlik psikolojisi ile ilgilenen hemen tüm araştırmacıların üzerinde birleştiği görüşlerden biridir.[26] Ancak bu durum, -ruhsal sağlık noktasında herhangi bir sorun söz konusu olmadığı taktirde- çocukluk döneminden yetişkinliğe geçişte biyolojik ve psikolojik hazırlığı ifade eder.

Cinsiyet gelişiminin büyük ölçüde tamamlandığı ön ergenlik döneminden sonra cinsel ilgiler, "heteroseksüel" yani, karşı cinse yönelik bir içerik kazanır ve bu ilgilerde önemli bir artış kaydedilir.[27] Bu dönemde, cinsel rollerin belirginleşmesi ve cinselliğin taraflardaki gelişimi üzerinde ailenin, sosyal ve kültürel çevrenin belirleyici etkileri vardır.[28] Ergen, çocukluk döneminde çevresi tarafından kendisine biçilen cinsel rolleri, önceki yaşantısının aksine bilinçli olarak sergilemeye başlar. Bu noktada karşılaştığı tepkilere, algılayış biçimine göre bazen olumlu, bazen de olumsuz cevaplarlar verir.

İlk ergenlik yıllarında zihinsel hayatta önemli bir dönüm noktası yaşanır. 11-12. yaşlardan itibaren somut düşünce kabiliyetinin yerini soyut düşünceye bırakmasıyla[29] ergen, bir taraftan soyut kavramları anlayabilme ve bunlar üzerinde fikir yürütebilme yeteneğini geliştirirken, diğer taraftan da entellektüel anlamda ilerlemeye hızla devam eder. 16-19 yaşlarında nihayet , zihinsel gelişim konusunda tepe noktaya ulaşmış olur.[30] Bu durumda birey, yaşadığı hayatı olumlu ve olumsuz yanlarıyla idrak edebilecek zihinsel bir yetkinliğe ulaşmış durumdadır. Sahip olduğu zihinsel zenginlik ona, geleceğini şekillendirme, yeniden yapılandırma ve sorumluluklarını takdir edebilme noktasında geçmişte yaşadığı tecrübeleri değerlendirmeye yönelik yeni açımlımlar sunacak düzeydedir.

Bu dönemde ergen, kendine ait geliştirdiği duygularla başkalarının onu nasıl görmekte olduklarını aşırı derecede kıyaslamakla meşguldür.[31] Bu yeni çabası, toplumsal rolleri vaktinde kazanmasında ona önemli derecede yardım edebilir. Ancak, sosyalleşme sürecinde hayati öneme sahip üç kriter olarak kabul edilen "özdeşleşme", "özerklik" ve "sorumluluk" açısından yeterince olgunlaşması, her şeyden çok daha önemlidir.[32] Toplumsallaşırken bu üçlü faktör arasında kuracağı asgari denge, ergenin ne derece sosyal intibak[33] kazandığının ve toplumun uyumlu bir ferdi olup olmadığının bir göstergesi olacaktır.

c)      Son Ergenlik Dönemi ve Temel Özellikleri:

Yaş sınırları itibariyle yaygın görüşe göre 17-21 yaş aralığında yer aldığı kabul edilen[34] son ergenlik dönemi, bunalım ve çelişkilerle dolu bir önceki dönemin (ilk ergenlik döneminin) büyük ölçüde geride kaldığını ifade eder.

Bu aşamada bedensel ve zihinsel gelişmeler kısmen devam etmekle birlikte olgunluk kazanma sürecinde belirgin bir ilerleme görülür; ergenin kendisine ve başkalarına karşı ilişkilerinde istikrar ortaya çıkar; taşkınlıklar büyük ölçüde sona erer.[35] Olgunlaşma sürecindeki bu yeni oluşumlar, ergenin hem iç dünyası hem de dış çevresi ile uyumunda büyük ölçüde katkıda bulunur. Kendisi ve çevresi ile kurduğu iletişim, olumlu temeller üzerinde yükselir. Birey önceki yılların karmaşık yapısından yararına gördüğü gelişmeleri derlemiş ve kendine mal etmiş; yaşadığı tecrübeleri geleceğini aydınlatacak uyarıcılar olarak kullanma yeteneği geliştirmiştir.

Son ergenlik döneminde bireyin hayatında ortaya çıkan temel değişmeleri ana hatlarıyla şu şekilde sıralamak mümkündür: Giyim-kuşam, eğlence, aile ve çevre ilişkilerinde denge ve uzlaşmacı yaklaşım artar. Problemleri karşılama ve çözümlemede önceki aşamaya göre daha etkin yöntemler benimsenir. Yetişkinlerin müdahalelerinin azalmasıyla sosyal uyum kolaylaşır ve öncesine oranla daha olgun davranışlar sergilenir. Bağımsızlık duygusunun güç kazanmasıyla duygusal alanda sükûnet ve oturmuşluk ağırlık kazanır. Toplumsallaşmada kaydedilen ilerlemenin etkisiyle daha hoşgörülü ve rasyonel bir anlayış gelişir. Hayat felsefesinin belirginleşmesine paralel olarak kişilik ve benlikte önemli derecede istikrarın kazanılmasıyla kimlik oluşumu büyük ölçüde tamamlanır.[36]

Sonuç olarak konuyu her ne kadar aşamalar halinde ele almışsak da, sözü edilen evreleri birbirinden bağımsız kendi içerisinde kapalı ve statik yapılar olarak düşünmek doğru değildir. Gerçekte, ne sahip oldukları gelişim özellikleri açısından, ne de bireyin hayatındaki gelişim süreçleri açısından bunların sınırlarını tam olarak tayin etmek de mümkün değildir. Zira normal hayat şartları altında insan, çok yönlü ve “uyarıcı bolluğu” kavramı ile ifade edebileceğimiz zengin bir ortamda yetişir. Tabiatıyla böyle bir yapılanmada, insan sayısı kadar  gelişim farklılıklarından söz edilebilir.

Diğer taraftan bireysel farklılıklar yanında çevresel etkenleri de göz önünde bulundurduğumuz zaman, sözünü ettiğimiz gelişim aşamalarını birbiri içine geçmiş ya da birbirini tamamlayan süreçler olarak kabul etmek daha uygun düşer. Bununla birlikte her aşamayı diğerinden ayıran bir takım neden ve sonuçların bulunduğu gerçeğini de göz ardı etmemek gerekir.

BİBLİYOGRAFYA

ADASAL, Rasim; Normal ve Anormal Cinsiyet ve Evlilik, Doruk Yay., Ankara 1975.

ALTINKÖPRÜ, Tuncer; Genç Kız, Altınköprü Yay. İst. 1982.

ARKONAÇ, Sibel; Psikoloji (Zihin Süreçleri Bilimi), Alfa Bas. Yay. Dağ., İst. 1993.

BAŞARAN, İ.Ethem; Eğitim Psikolojisi, 5. Baskı, Pars Matb., Ankara 1978.

BLUM, Gerard S.; "Duygusal ve Dürtüsel Gelişim" (Çev. M. Çileli), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık, Ankara 1987, s. 171-187.

BÜHLER-SPİEGEL-THOMAS; "Ergenlik Dönemine Toplu Bir Bakış" (Çev.  S. Zeytinoğlu), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Ankara 1987, s. 87-104.

CANAN, İbrahim; Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, D.İ.B. Yay., Ankara 1980.

CANAN, İbrahim; "İslâma Göre Gençlik Yaşının Başlangıcı ve Bunun Ehemmiyeti", M.E.B. Yayınları Din Öğretimi Dergisi, S. 5, Ankara 1985, s. 11-16.

COLE, Luella- MORGAN, John B.; Çocukluk ve Gençlik Psikolojisi (Çev. B.H. Vassaf), 2. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, İst. 1975.

CÜCELOĞLU, Doğan; İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, İst. 1991.

DALAT, Ziya; Çocuk ve Genç Ruhu, Resimli Ay Matb., Ltd. Şti., İst. 1939.

DEBESSE, Maurice; "Ergenlik Psikolojisinde Akımlar" (Çev. B. Onur), A.Ü.E.B.Fak. Dergisi, C. XVI, S. 1, Ankara 1983, s. 27-36.

EKŞİ, Aysel; Gençlerimiz ve Sorunları, İ.Ü. Yay., İst. 1982.

EKŞİ, Aysel; Çocuk Genç Ana Babalar, Bilgi Yayınları, Ankara 1990.

ENGLISH, O.S. - FİNCH, S; Çocuk ve Gençte Duygusal Problemler, (Çev. Z. Tanaydı), Marif Basımevi, İst. 1954.

GARRİSON Ray C. - GARRİSON Karl C.; "Ergenliğin Anlamı ve Tarihsel Gelişimi" (Çev. U. Öner), A.Ü.E.B.Fak. Dergisi, C. XVII, S. 1,  Ankara 1983, s. 87-97.

GUASCH, Gerard Philippe; "Beden Değişimleri ve Yabancılık Duygusu" (Çev. B. Onur), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 140-155.

HANÇERLİOĞLU, Orhan; Ruhbilim Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İst. 1988.

HURLOCK, Elizabeth B; "Ergenlikte Beden Gelişimi" (Çev. G. Günçe), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 105-139.

JERSİLD, Arthur, T.; Gençlik Psikolojisi (Çev. İ.N.Özgür), 2. Baskı, Gün Matb., İst. 1974.

JERSİLD, Arthur; Çocuk Psikolojisi, (Çev. G. Günçe), S Yay., Ankara 1987.

KAĞITCIBAŞI, Çiğdem; İnsan ve İnsanlar, 7. Baskı, Evrim Bas. Yay., İst. 1988.

KÖKNEL, Özcan; Cumhuriyet Gençliği ve Sorunları, Cem Yayınevi, İst. 1979.

MORGAN, Ciffort T.; Psikolojiye Giriş Ders Kitabı (Çev. H. Arıcı ve diğ.), 5. Baskı, Hacettepe Üniv. Psikoloji Bölümü Yay., Ankara 1988.

ORİGLİA D., OUİLLİON H.; "Ergenlikte kişilik" (Çev. B. Onur), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 159-170.

ÖNER, Uğur; "Benlik Gelişimine İlişkin Kuramlar", Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 67-83.

ÖZGÜ, Halis; Genç Erkek Psikolojisi, Özgü Yayınevi, İst. 1973.

SPENGLE, Rochablave-MARİ, Anne; Ergenlik Psikolojisi, Ergen ve Dünyası (Çev. B. Onur), Maya Matb. ve Yay., Ankara 1980.

UĞUREL, Refia; Gençlik Psikolojisi, 2. Baskı, İ.Ü.E.F.Yay., İst. 1984.

ÜNLÜOĞLU, Gülören; "Ergenliğin Psikopatolojisi", Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 209-228.

VARIŞ, Fatma; Ergenin Gelişimine Etki Yapan Kültürel Faktörler, A.Ü.Eğ. Fak.Yay., Ankara 1968.

YÖRÜKOĞLU, Atalay; Gençlik Çağı, 3. Baskı, T.C. İş Bankası Kültür Yay., Ankara 1986.

ZEYTİNOĞLU, Sezen; "Piaget: Zihin Gelişimi Kurum", Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 51-66.


 

[1] SPENGLE, Rechablave- ANNE Marie, Ergenlik Psikolojisi, Ergen Dünyası (Çev. B. Onur), s. 10.

[2] JERSİLD, Arthur, T.; Gençlik Psikolojisi (Çev. İ.N.Özgür), 2. Baskı, Gün Matb., İst. 1974. s. 10.

[3] Bkz. DEBESSE, Maurice, "Ergenlik Psikolojisinde Akımlar" (Çev. B. Onur), A.Ü.E.B.F. Dergisi, C. 16, S. 1, s. 29; Spengle, age, s. 7.

[4] GARRİSON, R. C. - GARRİSON K. C., "Ergenliğin Anlamı ve Tarihsel Gelişimi" (Çev: Ugur Öner), A.Ü.E.B.F. Dergisi, C. 16, S. 1, s. 87; Ayrıca ergenlik ile ilgili çeşitli tanımlar için bkz. ÖZGÜ, Halis, Genç Erkek Psikolojisi, Özgü Yayınevi, İst. 1973, s. 7; ALTINKÖPRÜ, Tuncel Genç kız Psikolojisi ve Cinselliği, Altınköprü Yay. İst. 1982, s. 38; EKŞİ, Aysel, Çocuk Genç Ana Babalar, Bilgi Yayınları, Ankara 1990, s. 101; HANÇERLİOĞLU, Orhan; Ruhbilim Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İst. 1988. "Ergenlik" md.; GUASCH, Gerard Philippe; "Beden Değişimleri ve Yabancılık Duygusu" (Çev. B. Onur), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s.140; ÜNLÜOĞLU, Gülören, "Ergenliğin Psikopatolojisi" Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur) 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık Ltd. Şti., Ankara 1987, s. 209.

[5] UĞUREL, Refia, Gençlik Psikolojisi, 2. Baskı, İ.Ü.E.F.Yay., İst. 1984, s. 11.

* Davranışların sebeplerini tamamen toplumsal nedenlere dayandıran indirgemeci yaklaşım.

[6] DEBESSE, agm, s. 35.

[7] ÜNLÜOĞLU, agm, s. 210.

[8] GUASCH, agm, s. 146; ALTINKÖPRÜ, age, s. 240.

[9] Geniş bilgi için bkz.UĞUREL, age, s. 9-12

[10] Geniş bilgi için bkz. EKŞİ, Aysel, Gençlerimiz ve Sorunları, İ.Ü. Yay., İst. 1982, s. 39; UĞUREL, age, s. 9; ENGLİSCH, O.S - FİNCH S. Çocuk ve Gençte Duygusal Problemler (Çev. Zeynep Tanaydı), Marif Basımevi, İst. 1954, s. 22; ALTINKÖPRÜ, age, s. 38; BAŞARAN, İ. Ethem, Eğitim Psikolojisi, 5. Baskı, Pars Matb., Ankara 1978, s. 40-41; HURLOCK, E., "Ergenlikte Beden Gelişimi" (Çev. G. Günçe), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, s. 107,133.

[11] COLE, Luella- MORGAN, John B.; Çocukluk ve Gençlik Psikolojisi (Çev. B.H. Vassaf), 2. Baskı, Milli Eğitim Basımevi, İst. 1975, s. 3-4 ; İslâm alimleri gençliğin başlama yaşını bulûğ olayı ile eşleştirmişlerdir. Onlar, buluğ yaşını çocukluğun sonu ve ergenliğin başı olarak kabul etmişlerdir. Buna göre kızların 9, erkeklerin 12 yaşından itibaren buluğa erebileceklerini savunmuşlardır. Hanefilere göre, gecikme halinde kızlar en fazla 17, erkekler ise 18-19 yaşında mutlaka buluğa ermiş sayılırlar. Bu itibarî yaş, Malikî Mezhebinde her iki cins için 17-18, Şafiî’lerde ise 15'dir. Bununla beraber İslam alimlerinin çoğunluğuna göre 15. yaş çocukluğun sonudur. (Bkz. CANAN, İbrahim "İslâma göre Gençlik Yaşının Başlangıcı ve Bunun Ehemmiyeti", M.E.B. Din Öğretimi Dergisi, S. 5, Ankara 1985, s. 12-13; CANAN, İbrahim; Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, D.İ.B. Yay., Ankara 1980, s. 109-110.

[12] UĞUREL. age, s. 10.

[13] Bkz. HURLOCK, agm, s. 127.

[14] Ele alınan safhalar ve yaş dilimleri konusunda geniş bilgi için bkz. KÖKNEL, Özcan, Cumhuriyet Gençliği ve Sorunları, Cem Yayınevi, İst. 1979, s. 31-32; ÖZGÜ, age, s. 7, 111; HURLOCK, agm, s. 105-139; HANÇERLİOĞLU, ags, "Ergenlik" md; ARKONAÇ, Sibel, Psikoloji, (Zihin Süreçleri Bilimi), Alfa Bas. Yay. Dağ., İst. 1993, s. 332-333.

[15] HURLOCK, agm, s. 105; EKŞİ, Gençlerimiz ve Sorunları, s. 87.

[16] YÖRÜKOĞLU, Atalay, Gençlik Çağı, 3. Baskı, T.C. İş Bankası Kültür Yay., Ankara 1986, s. 31; ADASAL, Rasim, Normal ve Anormal Cinsiyet ve Evlilik, Doruk Yay., Ankara 1975, s. 621 vd.; JERSİLD, age, s. 7. HURLOCK, agm, s. 129; GARRİSON-GARRİSON, agm, s. 90.

[17] HURLOCK, agm, s. 106-107.

[18] Geniş bilgi için bkz. DALAT, Ziya; Çocuk ve Genç Ruhu, Resimli Ay Matb., Ltd. Şti., İst. 1939, s. 138-141; ALTINKÖPRÜ, age, s. 61; UĞUREL, age, 30; ÖZGÜ, age, s. 7.

[19] Bkz. KÖKNEL, age, s. 29; UĞUREL, age, s. 30; HANÇERLİOĞLU,ags. “Ergenlik” md. İslâm Hukukçuları, gençliğin başlama yaşını bulûğ olayı ile eşleştirmişlerdir. Onlar, buluğ yaşını çocukluğun sonu ve ergenliğin başı olarak kabul etmişlerdir. Buna göre kızların 9, erkeklerin 12 yaşından itibaren buluğa erebileceklerini savunmuşlardır. Hanefî Mezhebi’ne göre, gecikme halinde kızlar en fazla 17, erkekler ise 18-19 yaşında bulûğa ermiş sayılırlar. Bu itibarî yaş, Malikî Mezhebi’nde her iki cins için 17-18, Şafiî Mezhebi’nde ise 15'dir. Bununla beraber İslam Hukukçuları’nın çoğunluğuna göre 15. yaş, çocukluğun sonudur. (Bkz. CANAN, İbrahim "İslâma göre Gençlik Yaşının Başlangıcı ve Bunun Ehemmiyeti", M.E.B. Din Öğretimi Dergisi, S. 5, Ankara 1985, s. 12-13; CANAN, İbrahim; Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, D.İ.B. Yay., Ankara 1980, s. 109-110.

[20] Farklı görüşler için bkz. BLUM, Gerald, "Duygusal ve Dürtüsel Gelişim" (Çev. M. Çileli), Ergenlik Psikolojisi, (Derl. B. Onur), 2. Baskı,Hacettepe-Taş Kitapçılık, Ankara 1987, s. 180-182.

[21] Geniş bilgi için bkz. HURLOCK, agm, s. 119-123; Bühler ve diğ, “Ergenlik Dönemine Toplu Bakış”, 91-92.

[22] Konu ile ilgili görüşler için bkz. EKŞİ, Çocuk, Genç Ana Babalar, s. 112 vd.; ÖZGÜ, age, s. 15-31; ADSAL, age, s. 621-624; ALTINKÖPRÜ, age, s. 143-146; HURLOCK, agm, s. 119-123;

[23] Geniş bilgi için bkz. JERSİLD; Arthur,Çocuk Psikolojisi (Çev. G. Günçe), ) ,S Yay., Ankara 1987, s. 179 vd.; 217 vd.; UĞUREL, age, s. 100-101, KÖKNEL, age, s. 22-23; ORİGLİA D. - OUİLLON H. , "Ergenlikte Kişilik" (Çev. B. Onur), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık, Ankara 1987, s.161-162.

[24] BÜHLER-SPİEGEL-THOMAS, "Ergenlik Dönemine Toplu Bir Bakış" (Çev. S. Zeytinoğlu), Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık, Ankara 1987, s. 90-92.

[25] CÜCELOĞLU, age, s. 345-346; JERSİLD, Gençlik Psikolojisi, s. 58-62; ALTINKÖPRÜ, age, s. 62-63; HURLOCK, agm, s. 113-115.

[26] JERSİLD, age, s. 7-8; DALAT, age, s. 142-144; YÖRÜKOĞLU, age, s. 31; BÜHLER ve diğ, agm, s. 99-100. HURLOCK, agm, s. 129.

[27] BÜHLER ve diğ., agm, s. 93-96.

[28] KÖKNEL, age, s. 54-61.; ENGLİSH-FİNCH, age, s. 16-17; UĞUREL, age, s. 38; GARRİSON-GARRİSON, agm, s. 95.

[29] MORGAN, Cliffort T., Psikolojiye Giriş (Çev. H. Arıcı ve diğ.), 5. Baskı, Hacettepe Üniv. Psikoloji Bölümü Yay., Ankara 1988, s. 64; COLE-MORGAN, age, s. 269; JERSİLD, age, s. 91 ; UĞUREL, age, 60; 82; CÜCELOĞLU, Doğan; İnsan ve Davranışı, Remzi Kitabevi, İst. 1991, s. 352; ZEYTİNOĞLU, Sezen "Pıaget: Zihin Gelişim Kuramı" Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık, Ankara 1987, s. 57; BÜHLER ve diğ., agm, s. 96.

[30] BÜHLER ve diğ., agm, s. 96.

[31] ÖNER, Uğur, "Benlik Gelişimine İlişkin Kuramlar" Ergenlik Psikolojisi (Derl. B. Onur), 2. Baskı, Hacettepe-Taş Kitapçılık, Ankara 1987, s. 75; JERSİLD, Çocuk Psikolojisi, s. 186 vd.

[32] KAĞITÇIBAŞI, Çiğdem, İnsan ve İnsanlar, 7. Baskı, Evrim Bas. Yay., İst. 1988, s. 69-70; KÖKNEL, age, s. 61.

[33] VARIŞ, Fatma, Ergenin Gelişimine Etki Yapan Kültürel Faktörler, A.Ü.Eğ. Fak.Yay., Ankara 1968, s. 62.

[34] HURLOCK, agm, s. 133; Özgü, age, s. 111.

[35] UĞUREL, age, s. 94.

[36] Bzk. EKŞİ, Çocuk Genç Ana Babalar, s. 127.

 
 ARŞİV
 
 OCAK 04 MART 04  MAYIS 04
 EYLÜL 04  ŞUBAT 05 
   
   
 
 

 

Karadeniz FM
BeOnAir Radio
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Trabzon'da Hava Durumu
 
Taşkıran Resmi Sitesi © Copyright - Tüm hakları saklıdır.